5
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1366
Okunma

yetimhane duvarlarına asılı kaskatı gölgelerin
şefkat yumağı arayan süt dökmüş bakışları!
yalnızlığın kokusu sinen
kuyularında ağlayan çocuklar
aç heveslerini yaydıkları sahipsiz günlükler gibi
aslanağzı büyüyen tuzaklar
düş sararımı küs yastıklarında
dişlerini sıkarak
hayata uyuyan
sarmaşık kaderleri
demirlere dolanan kollarında
avuç avuç yetimlik
üşürdü
emerken baş parmağını hasret
göz bebeklerinde sarkık hayal etler
boş aralığına konan
tahammülsüz avuntunlar
yalnız serçeler çalardı camlarını!
narin titreyişlerin öç biriktirdiği
büküklüğün saçağında ağır sorgulamaların
dev adımlarında
çivisi çıkmış kavga
mıh çakardı beyinlerine
küçülen gövdelerini asarken duvara
kızıl kubbe çatlar
içlerine gürlerdi
dönüp dönüp çaldıkları
pas tutmuş tokmaklarda
büzülüp kendilerine
sövdüklerinde…
süpürülen geçmiş
ezik omuzlarını kırbaçlardı
ah Yar
siyahtı yetimliğin göçen feri
Sude Nur Haylazca
5.0
100% (2)