16
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
6829
Okunma
Çok uzaklardan görünürdü zirvesi,
Üzerinde dev anteni olan Ejder tepesi…
Duman çökmezdi Palandöken Dağına,
Berraktı, duruydu, yüksekti.
İç kalenin köşesinden yükselen
Tepsi minare, tunçtan bir anıt gibiydi;
Kale Mescidi sahipsizdi;
Çıktığımda ihtiyar surlara,
Sanki kanatlarımın altındaydı,
Destanlarımızın şehri!
Yer beyazdı, gök mavi,
Kuledeki şanlı bayrağımız da,
Ayrı bir ahenk katmıştı güzelliğe,
Sahi; dağı taşı bayraktı zaten,
Bayraklaşmıştı asırlar öncesinden!
Taa Asr-ı saadet döneminde,
Taht kurmuştu zirvelerine zirveler,
Gönül erleri, sahabeler..
Abdurrahman Gazi’nin yattığı yerden,
Nur iniyordu “Işıklar Şehri”ne..
Yakutiye nazlı bir gelindi,
Çifte Minareli Medrese açmış avuçlarını,
Dua dua gülümsüyordu;
Her taşında Selçuklunun imzası,
Osmanlı’nın mührü vardı!
Hissetmiştim her sokağında, her köşesinde,
Nene Hatun’un varlığını, yüceliğini, analığını,
Asırları saatlere gizlemiştim,
Bakırcılar Çarşısı’nda gezerken.
Kınalı bir yumruk gibi burçların;
Titretirdi gönlümü, sabah erkenden!
Lavaş ekmeğine sarıp yediğim,
Örme peynirini nasıl özledim!
Umudum, lezzetim, benliğim;
Sende buldu mayasını, özünü,
Geçip giden gençliğim!
Lala Paşa Camiinde Sinan vardı;
Ayaz Paşa’da Hafız Osman..
Geçtiğimde Kongre Meydanı’ndan
Yüreğe keserdi bünyem;
Sevgi sevgi gülümser, umut umut çarpardı.
Dedem anlatırdı küçüklüğümde;
Nice kara zamanları görmüştü,
Moskof’un ve Ermeni’nin elinden;
İşgal yıllarının acı hatırasıdır; uzun havaların,
Yürek yakan ağıtların:
“Kışlalar doldu bugün, doldu boşaldı bugün,
Gel gardaş barışalım, ayrılık oldu bugün!”
……...
Ey maziden süzülüp gelen şehir;
Tarihlere ışık tutan Erzurum;
Seni anlatmaktan aciz lugatim,
Sözler yetmez, biliyorum;
Bir ucundan, bir ucuna,
Her yerini özlüyorum!
Sen gök kubbemizin kilit taşısın,
Biz borçluyuz vatana ve bayrağa.
Vatansa Erzurum’a!
Halil GÜLŞEN
5.0
100% (6)