0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1707
Okunma
’Garip ötesi tuhaf bir durum’ demişti
Ulakların telaşlandığı bir mesajda...
Beşinci mevsimdeydik
Onüçüncü ayda
Haftanın sekizinci günü
Yağmurlu ve güneşli bir geceydi
Mucizen olmaya ramak kalmıştı ki,
Gökkuşağının linç edildiği bir sabaha uyandım
Duygusallığına intihar süsü verdiğin
Suçüstü bir akşam vaktinde
Gözlerimi açıp,
Uykuya daldım tekrar...
Şimdilik sıkışıp kaldığım
Bu cinnet akşamının kabusunda
gecenin kızılına boyadım saçlarını
gelmeni bekliyoruz uyanmak için...
yüreğim, titrek ellerinin arasında atarken
biraz ıslak biraz da kırmızı
düşünceli bir umut türküsü dolaşıyor kaldırımlarda
eskilerden kalma...
sana bıraktığım çiçeklerin,
koklamadan bıraktığın
kurumuş yapraklarından
küçük bir gemi yaptım yüzdürüyorum
derin denizlerimde...
gözlerimde son bakışın kalmış
bakamıyorum doymaya...
bir isyanın eteğine dolayacağım gözyaşlarını
devrilmiş cümleler anlatacak sana
hasretimi mektuplarımda
kırık dökük hatıralarla
süsleyeceğim yatağımı
damla damla akarken gün geceye
bir yudum suda eritip saflığını
ilaç yapacağım yaralarıma
kanayan yanlarımın üzerine sıcaklığını örteceğim...
saçtellerinden bir koleksiyon yaptım
Her renginden
yastığımın altına sakladım
arada bir ağlamak için...
Gelmeyeceksen eğer söyle
uyandırmasınlar beni...
Sensizliği yeterince haketmek için
Kilometrelerce geriye yürümem lazım.
senden öncesi öyle uzaktı ki artık
anılarım bile yoktu sanki...
Nasıl hatırlıyorsam dünyayı seninle
Bırak öyle kalsın...
Hatırlayamadığım bir düşte kayboldum yeniden,
Gittiğini göremedim.
Görmeden de inanmam zaten...
Bu düşün içinde bir düş var!
Hadi uyandır beni de birlikte gidelim.