6
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
2108
Okunma

Geceyarısıydı...
Ruhumu,
gökte yıldızlara çivilenmiş
İşkence çekerken gördüm
Lanetler yağdırıyordu ölümlüler
Gökgürültüleri duyulduğunda...
Binlerce kalabalığın arasında
Kulakları sağır eden
Sessizlik de neyin nesi?
Bu yalnızlık...
Bedenimin penceresinden
Hayata doğru baktım,
Buğulanmış...
Güneşi perdeleyen bulutlardan
Kaybettiğimizi sandığımız ışığı
Ceketimizin astarı içinde
Aramaktan vazgeçip,
Yerin dibine özenmişiz
Ve bu kadar nefret edip aşağıladığımız günahı
Aynı zamanda arzulayan
Kaç ruh vardır yeryüzünde?
Mazoşist nefsimin,
Burnunda halkası,
Elinde tasması...
Kulaklarımıza fısıldayışı mefistonun,
Sinsice sırıtışı
Her yenildiğimde kendime...
"Ben" dediğimde
Şimşekler çakardı gökyüzünde
Yıldırım düşerdi benliğime
Ne olduğunu anlayamadan
Yeniden,
Şeytandan daha yetenekli bir günahkar
Doğar ve büyürdü içimde!
Faust çaresizliği ruhumuzdaki...
Hamlet gibi kuşkucuyuz belki hala,
Macbeht gibi içimizi kemirir,
Yüreğimizdeki iktidar hırsı
Belki paskal gibi aklımızı gere gere
Deli olmalıyız,
Bir adım sonrası
Dahilikten daha kıymetli,
Aynalı baba ile buluşmalıyız
Hayalin derinliklerinde...
Şimdi çürümüş baharlarımı bekleten rüyalarımı
Çekip içime doğru,
Cabilsa şehrine doğru yola çıksam...
Mezarlardan bile yükselen bir mevsim varsa eğer
İçimde yenilgilerle büyüyen bir zafer vardır elbet...
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.