2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1677
Okunma

soğuk bir çöl karanlığı
eylül dolu yağmurlu akşamlarda
her akşam oturup beklenir kimseler
uzak bir trenin sesini dinler gibi
maviliklere sürülür
su çölüne açılan siyah yelkenler
bedenin saçından hızlı ağardığını görürsün
ulaşabildiğin en son limanın
denize en uzak noktasında
sırtüstü yatıp
çaresizliğin resmini çizersin yüzüne
gözyaşınla...
avucumda unutulmuş bir aşkın alevi
kederle yıkanmış bir sürgünün
ayakları altında ezilen
bitkin bir alevi
alnından dökülen terleri çiğneyerek
yürüyor
gidiyor en umutlu insanların
en ümitli mücadelesine
görüyorum onları bende
uzak bir kervan halka halka dağılırken
kendime bir not bırakıp
bende katılmalıyım onlara
bende...
kimsesizlik kaderin olmasın
en güzel yüzlerle donat bu gece masanı
güneşin batmasın
olmayan bakışlar düşer üzerine
unutulmuş bir ada sessizliği
görünmez müzik dumanları
kimseler yok bu gece
çaresiz notalarla biçimlenmiş bir türkünün
eflatun gözeneklerinden
yalnızlıklar ör kendine
haberi olmasın
kimselerin...
sinsi uğultuların sessiz serpintileri
dağıtır uzak ağlayışları
bir gömlek taşırım sol elimde
usul usul akar gökyüzüne doğru
sırılsıklam mutluluk hasreti
ve artık şimdi
yırtıp atmak istiyorum
bana yazmadığın o mektupları
yavaş yavaş ölen bir denizin korkusu
parçalanır ayaklarımın dibinde
oraya sensizliğin gölgesi çizilir
uzak bir kafilenin ayak sesleri
görünmez bir hüznü tekrarlayarak
uzaklaşır en yakınına
meri seslenirse gecenin ortasında bir yerlerden
artık gözlerimdeki perdeyi
düşüremem
ben yine seni düşünmeyi düşünürüm her gece
düşünemem...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.