0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1626
Okunma
yelkovan her zaman akrebi takip eder...
ve her seferinde tekrar geçtikleri yerden bir daha geçerler...
ama sen herşeyin aynı kaldığını sanırsın...
halbuki güneş batmış, akşam karanlığı bastırmıştır ...
etraf sessizliğe boğulmuş...
ve bir kaç parça rüzgar sesine tav olmuş ağaçların solmuş yaprakları...
yara diyip ağladığımız gönül eğlencesi aşk,
ızdırabını sunmuş altın bir kadeh içerisinde gözler önüne,
kadehe aldanıp içmişiz soluksuz kalıncaya dek,
neleri verdiğimizi neleri bıraktığımızı bilmeden,
umut beslemiş, beklemiş ve belkide
tükenmişiz sevda denilen ömürlük yokuşta....
kaçıncı kez gelsede aklıma zamanı geri alma serüveni
hep yarım kalır aklımın karanlık odalarında icatlarım
aslında herşey hazırdır cetveli pergeli gönyesi
çizmek ise belkide benim için kahvemin telvesi
hayata geçirmek denen aruz ölçüsünü bir türlü
tutturamamak derdim yanan günlerin sabahlarında
renkler solgun biraz gri yarı telaşlı
kırmızı bir geceden arta kalmış bu turkuazın kokusu
bir bilinmezliğe doğru giden yollara yansımış
hasret, rengi ise buğulu
kalın bir parşomen üzerinde
sayılı günlerimin tutulan hatıraları
simya denilen ilim bende biraz alacalı
sevgilerim dönüşüyor ucu karanlığa çıkan
perspektif çalışmasındaki hasretin buğulu rengine
ve haftalar beklerken günlerin geçip gitmesini
gecelerin yarılarında masamın başında
seni işliyorum ey aşk yeni beyaz sayfalara
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.