28
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1860
Okunma

paramparça aynalarda sarhoş dizeler
mutluluğun rengi çalınmış
teselli vermez ümitler
kül olmuş korlar;sönmüş ateş
devrik kuruluyor replikler
aksak ötüyor kanaryalar
yağmur başka; kar başka yağıyor
güneşin yeri belirsiz; ay kaybolmuş
nihan kılmışım yüreğimi savruk
kaygım yok kaybolmuşum
lügatımda uçurumun adı yok
fark etmiyor ne zar ne lâlezar
ağdalanıyor ruhum bedenimden
kral hep çıplak dil İbranice
mevsim eylül’ü geçmez saat sabahı
dil dönmez
yaş’ım çoktan kurumuş
kemiğim etimden önce çürümüş
yıldızların söndüğünü bile fark edemedim
dünyanın dönmediğini
cenazemde bir ben olduğumu
yalnız yaşadığımı;yüreğimi
oltamda unuttum balıkları
oysa kocaman güller vardı elimde
hepsinin adı başkaydı rengi başka
hatırlayamadığım kadar başka kokuları
etrafa yalnızlık sindi;hortlaklar nöbette
ateş yakarak;su boğarak geçiyor
zaman ansızın dondu belleğimde
ne geçmiş ne gelecek yalnızca an
dişlerinde eridim edilgen çatıların
avuçlarımdan döküldü salkım söğütler
tindaride geçtim yalnız yolları
küçük betiklere çadır kurdum
kuzu sesleriyle uyandım kurtlar sofrasına
böcekler yerine insanlar kemirdi
tuhaf akrabalıklar kurduk
kanımız asla uyuşmadı
aynı tasta hiç yemek yemedik
bu yüzden hep yabancı kaldık
birbirimizin dilini anlamadık
ve bu
savaşmak için yeterli bir nedendi
hiçbir şeyin hiçbir önemi yoktu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.