17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1352
Okunma
İçimde ateşler, başımda yeller,
Derdimin adını ne bilsin eller,
Kime ne söylesem delisin derler,
Şu yalan dünyada yalnız kalalı,
Kalan gönlümüzdür, kalan Yaralı.
Nereden nereye, asıl ha asıl,
Bu kaçıncı devran, kaçıncı fasıl,
Zahir’im, Batın’ım, kim bilir nasıl?
Tevhidin diliyle sorduk soralı,
Soran gönlümüzdür, soran Yaralı.
Hikmet sofrasında rızık tan, aştan,
Sedalar duyuldu toprak tan, taştan,
Dedi ki” hayat ı, sil yeni baştan”
Ervah’ı âlemden telkin alalı,
Alan gönlümüzdür, alan Yaralı.
Koyu karanlığa ağardı şafak,
Gözüme bir başka göründü afak,
Gayretin zoruyla değişti sapak,
Günün aydınlığı zulmü saralı,
Saran gönlümüzdür, saran yaralı.
Evvelce yükümüz gurur, kibirdi,
Şimdi aşkım kendi kalbimin virdi,
Ağyarın yerine artık yar girdi,
Ayrık otlarını yolduk yolalı,
Yolan gönlümüzdür, yolan Yaralı.
Rahmeti Rahmanla sulandı fikir,
Her şeyi kaplayıp dolandı ZİKİR,
Zat’ımız Zat’ına boyandı şükür.
Allah’ı Allah’la andı analı,
Anan gönlümüzdür, anan Yaralı.
Boşa dolanmışım gölge izine,
Ayna garipleşti, garip gözüme,
Bir ateş düştü ki şu can özüme,
Mürşidi cananı canda bulalı,
Bulan gönlümüzdür, bulan Yaralı.
1999----------Mustafa YARALI