Çoğu zaman babama acıdığımı hissederdim, ona sevdiğimi söylemediğim için. aslında kendime acıyordum. benim söylemeye ihtiyacım, onun duymaya ihtiyacından daha fazlaydı. trevanian
Eylül Meral YAĞMUR
Eylül Meral YAĞMUR

HİCRAN KUYUSU

Yorum

HİCRAN KUYUSU

( 2 kişi )

1

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

40

Okunma

HİCRAN KUYUSU

Öyle bir boşluğa düştüm ki,
Ne bir ses erişiyor yalnızlığıma,
Ne nefes dokunuyor üşüyen karanlığıma.
Kalbimin çatlayan yerlerinden.
Büyüyor âlemimde adı konulmamış bir sükût.
Sessiz bir sızı inliyor derinden,
Hadi bir umut...

Göğsümde açılan girdabın dibine,
Söyleyemediğim her söz düşüyor usulca.
Her biri biraz daha deliyor hunharca.
Sesini duyamadığım kadar uzak,
Uzanamadığım kadar yakınıma.
Bir ah bırakıyorum sineme
Bir ah daha sızılarıma.

Yusuf’un bekleyişinden kalmış sabır var.
Geç vakitte üşüyen rüzgâr.
Kuyunun nem tutmuş duvarlarında.
Kader dokuyor yazgımı.
Gözlerim göğün yarıklarında,
Hasret kokuyor suskunluğum.
Toprağın altında ruhum.

Ağırlaşıyor içim geceden geceye,
Buz kesiliyor yüreğim kendi yükünde.
Elimde kırık hatıradan başka ne kaldı...
Ömrümden dökülmüş bir vakit zaman.
Bir avuç kül, nur topu hicran.

Eksiliyor içimde bir bir yıldızlarım,
Şavkın vuruyor geceme.
Neyim sana ben? Neyindim söyle?
Bir duânın yarım kalmış âmini...
Yoksa çoktan unutulmuş beşinci mevsim mi?

Bir insanın ruhuna kadar inanmak.
Ekmeği bilmek sevgiyi, suyuna kanmak.
Yorgunluğuna gölge, sessizliğine sır olmak...
İnce bir dalın ucunda kalan yaprak misâli,
Rüzgârın hükmüne bırakılmak.

Toplayamıyor insan kendini,
Bulamıyor yönünü eskisi gibi.
Yanık bir oda kalıyor geriye.
Kapıları iç çeken, duvarları harlanan,
Pencereleri yâr kokan.

Bir zamanlar hayatı sevdiren bir ışık geçti.
Bir bakışın kıyısında öğrendi kalbim.
Yıllardır adını bilmediğim hasretin
Sende saklıymış karşılığı özlemin.
Geç kalmış bir keşif gibi düştün ömrüme,
En derin yarayı da sen bıraktın gönlüme.

Uzaklığını bile nimet saydığım yerdeyim şimdi.
Adını anmak şükür gibi düşüyor dilime.
Kabuk tutmuyor yaralarım,
İzin vermiyor zamansızlıklarım.
Aşkın en uzun hikayesi hicran
En sessiz yorgunluk,
En derin suskunluk.

Bir gece vakti çözüldü göğün sırları.
Aralandı açılmaz sanılan kapılar.
Gözlerime düştü hakikat,
Sandım ki bir yıldız kaydı önce.
Meğer gökyüzüm yanıyormuş sessizce.

İnandığım ne varsa kırıldı o vakit,
Sözler yabancı, başka başka gölgeler.
Sakladılar gözlerimden,
Bildiklerimi inkâra gömdüler.

Bu mudur yaşarken ölüm.
Bu mudur yokluğunda göğünden düşmek.
Gülüyor aynalara yüzüm,
İçimde köz hâlinde bir yangın.
Sönmüyor, dinmiyor işte...
Korlanıyor külüm.

Çatlıyor kalbim...
Kimsenin duymadığı bir vakitte.
Gürültüsü yalnız sahibine erişen
Sessiz bir yıkılışla didişen.
Savruluyor parçaları ruhumun,
Geceye dağılan yıldız tozları gibi suskun.

Şimdi sessiz bir nehir gibi çekiliyor kanım,
Eksiliyor içimdeki dünya.
Kapanmıyor içimde açılan boşluk,
Ne bağırabiliyorum göğe,
Ne susabiliyorum kendime yandım.
Geçiyor mevsimler, kuyulardayım.

Eylül Meral YAĞMUR

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Hicran kuyusu Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Hicran kuyusu şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HİCRAN KUYUSU şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
28.8.2026 06:27:32
5 puan verdi
Derin bir sadakatin, hayal kırıklığının ve insan ruhunu kökünden sarsan o ağır kabullenişin şiiri bu.
Hz. Yusuf’un kuyusundaki sabırdan, için için yanan o "yanık odaya" kadar her dize; teslimiyetle feryat arasındaki o ince çizgide yürüyor.

Karşılıksız kalmış bir adanmışlığın ve içsel bir yıkılışın zarafetle dile gelişi, hüzün kadar şiirin kendi gücünü de hissettiriyor.

​İnsanın inandığı yerden kırılması, gökyüzünün kayan bir yıldız değil de aslında kendi yanan tavanı olduğunu anlaması; acının belki de en yalın, en örtüsüz hâlidir.

Kalbin çatladığı o anın gürültüsünü yalnızca insanın kendisinin duyması, yalnızlığın en derin tanımı gibi.

​İçinizdeki bu derin boşluk ve mevsimler geçse de çıkılamayan o kuyu hâli devam ederken,
zihninizde şu an en çok yer kaplayan duygu bu cevapsız kalmış soruların ağırlığı omuzlarında bir ağırlık gibi duruyor sanki...

Emeğine yüreğine ve kalemine sağlık kalemdaşım
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL