1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
40
Okunma
Öyle bir boşluğa düştüm ki,
Ne bir ses erişiyor yalnızlığıma,
Ne nefes dokunuyor üşüyen karanlığıma.
Kalbimin çatlayan yerlerinden.
Büyüyor âlemimde adı konulmamış bir sükût.
Sessiz bir sızı inliyor derinden,
Hadi bir umut...
Göğsümde açılan girdabın dibine,
Söyleyemediğim her söz düşüyor usulca.
Her biri biraz daha deliyor hunharca.
Sesini duyamadığım kadar uzak,
Uzanamadığım kadar yakınıma.
Bir ah bırakıyorum sineme
Bir ah daha sızılarıma.
Yusuf’un bekleyişinden kalmış sabır var.
Geç vakitte üşüyen rüzgâr.
Kuyunun nem tutmuş duvarlarında.
Kader dokuyor yazgımı.
Gözlerim göğün yarıklarında,
Hasret kokuyor suskunluğum.
Toprağın altında ruhum.
Ağırlaşıyor içim geceden geceye,
Buz kesiliyor yüreğim kendi yükünde.
Elimde kırık hatıradan başka ne kaldı...
Ömrümden dökülmüş bir vakit zaman.
Bir avuç kül, nur topu hicran.
Eksiliyor içimde bir bir yıldızlarım,
Şavkın vuruyor geceme.
Neyim sana ben? Neyindim söyle?
Bir duânın yarım kalmış âmini...
Yoksa çoktan unutulmuş beşinci mevsim mi?
Bir insanın ruhuna kadar inanmak.
Ekmeği bilmek sevgiyi, suyuna kanmak.
Yorgunluğuna gölge, sessizliğine sır olmak...
İnce bir dalın ucunda kalan yaprak misâli,
Rüzgârın hükmüne bırakılmak.
Toplayamıyor insan kendini,
Bulamıyor yönünü eskisi gibi.
Yanık bir oda kalıyor geriye.
Kapıları iç çeken, duvarları harlanan,
Pencereleri yâr kokan.
Bir zamanlar hayatı sevdiren bir ışık geçti.
Bir bakışın kıyısında öğrendi kalbim.
Yıllardır adını bilmediğim hasretin
Sende saklıymış karşılığı özlemin.
Geç kalmış bir keşif gibi düştün ömrüme,
En derin yarayı da sen bıraktın gönlüme.
Uzaklığını bile nimet saydığım yerdeyim şimdi.
Adını anmak şükür gibi düşüyor dilime.
Kabuk tutmuyor yaralarım,
İzin vermiyor zamansızlıklarım.
Aşkın en uzun hikayesi hicran
En sessiz yorgunluk,
En derin suskunluk.
Bir gece vakti çözüldü göğün sırları.
Aralandı açılmaz sanılan kapılar.
Gözlerime düştü hakikat,
Sandım ki bir yıldız kaydı önce.
Meğer gökyüzüm yanıyormuş sessizce.
İnandığım ne varsa kırıldı o vakit,
Sözler yabancı, başka başka gölgeler.
Sakladılar gözlerimden,
Bildiklerimi inkâra gömdüler.
Bu mudur yaşarken ölüm.
Bu mudur yokluğunda göğünden düşmek.
Gülüyor aynalara yüzüm,
İçimde köz hâlinde bir yangın.
Sönmüyor, dinmiyor işte...
Korlanıyor külüm.
Çatlıyor kalbim...
Kimsenin duymadığı bir vakitte.
Gürültüsü yalnız sahibine erişen
Sessiz bir yıkılışla didişen.
Savruluyor parçaları ruhumun,
Geceye dağılan yıldız tozları gibi suskun.
Şimdi sessiz bir nehir gibi çekiliyor kanım,
Eksiliyor içimdeki dünya.
Kapanmıyor içimde açılan boşluk,
Ne bağırabiliyorum göğe,
Ne susabiliyorum kendime yandım.
Geçiyor mevsimler, kuyulardayım.
Eylül Meral YAĞMUR
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.