1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma

Hicrân düşer ömrüme, sessiz bir zaman
Yüreğimde yanar aşk yâre ayandır
Gecenin kalbinde doğan bir peymândır.
Kapanan kapılarda kaldı sükûtum
Ne gam, ne o sessizlik dahi divandır
Sükûtun dilinde aşk ile nişândır.
Gidenin ardından kalbim bilmez sürur
Gözümde kalır her hatıra mercândır
Her nefes, gidişin ardından figandır.
Neşe de, keder de niyetle var elbet
Aşkı bilen kişi sabrın deryâsındır
Kahrı da hoş lutfu da, bir imtihândır.
Sahip olamadığın her şey bir yangın
O yangın külünde dert ile dermândır
Her yara vuslata çıkan bir kervandır.
Bazen gitmek gerek, sessizce hicâbsız
Vedâ etmek bile bazen bir mihmândır
Sebepsiz ayrılıklar mâh-ı hicrândır.
Ateşe âşık isen düş yoluna bil
Yanıp kül olanın sinesin gerdandır
Yanan külleriyle yazılır destandır
Hicran sonunda vuslat saklıdır ey dil
Her hüzün sonunda tebessüm handandır
Ağlayanın yüreği gizli mervandır.
Her nefes bir dua, her âh bir yakarış
Her gözyaşı bir sır, gizli bir levândır
Kalbini dinleyen ahvâli imândır.
Yalnızlık elbette insana sır verir
O sır ile vuslatın ilki fermândır
Yalnız kalan kişi kendine merdandır
Savrulsa da küllerim rüzgâr önünde
Şahlanır zerrelerim “O” der, candandır
Varlığım ile yokluk ezel erkândır.
Mihnetin içinde nur arayan gönül
Gam pınarından kevser içmiş insandır
Kahrı da nimetiyle bilir civândır.
Ey Hicran, ey yakan ve ey sabır mihri
Seninle yanan gönül candır cânandır
Yanıp pişenin özü şândır, şâdandır.
Bilsin âşık, dert vuslata köprüdür
Her yara bir hikmet, her hikmet ihsândır
Hicranla yoğrulan kalp mâh-ı sultândır.
Eylül Meral YAĞMUR
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.