1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma

Dokunma yarama, sanma kabuk bağladı,
İçimde kor olmuş nice yangın var hâlâ.
Çatlayan suskunluğum ruhumu dağladı,
Kırık aynalarda eski zaman var hâlâ.
Ayna karşısında eğildiğim çok oldu,
Ardı bir damla tebessüm, sararıp soldu,
Sevdiğim dudaklardan dökülen söz vurdu,
Ağır yaralarım, sinemi delen var hâlâ.
Kırgın duâlarım, çektim tuzaklardan ben,
Bir teselli bekler oldum uzaklardan ben,
Öğrendim hasreti kara yazılardan ben,
Ne gelen bir seda ne de dönen var hâlâ.
Topladım avcumda dağılan yıllarımı,
Savurdum rüzgârla yetim yarınlarımı.
Hüzün kervanına kattım umutlarımı,
Yollarda tükenen nice kervan var hâlâ.
Omuzlayıp geçtim geceyi yollar bilir,
Sessizliğe gömülen derin yıllar bilir.
Yâr olmaz yatağım, ahvâlim duvar bilir.
Yüzlerde okunmayan bin yalan var hâlâ.
Mevsimler değişirken eksildi dostlarım,
Dallarımdan döküldü bir bir yapraklarım,
Ne kadar gizlesem de yorgun bakışlarım,
Gözümde biriken nice tufan var hâlâ.
Yastığım ıslanırken uzun gecelerce,
Beklediğim bir çift sıcak söz senelerce,
Sabrı da öğrendim, susmayı da binlerce,
Kalbimde dinmeyen ince figân var hâlâ.
Bir gün çıkıp gelirse kaybettiğim sesler,
Yeniden açar mı kuruyan menekşeler.
Gör, gönül bağında sararmış nice düşler,
Toprağa düşmez tohumu saçan var hâlâ.
Ne tam unutabildim ne anabildim ben,
Kaderle oturup da dertleşebildim ben.
Her şeye rağmen yine de gülebildim ben,
Benliğimi okşayan bir iman var hâlâ.
Ömür dedikleri şey bir yolmuş anladım,
Sevinci bölüştüm de hüznümü sakladım.
Ne kadar uzaklaşsa ardından bakmadım,
Arkamdan el sallayan bir güman var hâlâ.
Eylül Meral Yagmur
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.