0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
şah damarım
insanlığın gürbüz suçlarından
seğirir durur
sancıya tutulmuş körfezde dalgalar
bir yılgınlık atmosferine girmiş
gidemediği denizlere ağlıyor bulut
ay derinden bir Hû çekince
yakamoz denizi mora boyamış
sağından solundan okşarken su
tüm balıklar pullarından soyunmuş
öyle şahlanmış ki okyanus
bütün kıyılar uykusundan uyanmış
soyutlandım varlığımdan
çığlığı suskun bir martının ruhunu giyindim
kanatlarımda çırpınırken zaman
gök içimdeydi
ölümsüzdüm
sizinle tanıştım
gamlı bir şehir caddesindeydiniz
yüzünüz yıldızlara dönük
tavaf ederken göğü
geleceğe dair pürüzsüz bir dünya umut ediyordunuz
sizinle tanıştım
uzun uyuyordunuz , öyle çelimsiz ki çırpınışlarınız
içinizdeki hiçlik alacakaranlık yorgunluğu
ayaklarınız sarışın başaklara muhtaç
yaşamın tadını değiştirecek uzak kırları özlüyordunuz
sustum
özgürlükle rüyalarda buluşuyordunuz
huzur ruhun en bilinmez yerinde bekliyordu
boynu bükük
sizinle tanıştım
gözlerinizin akında çaresizdi söz
sizinle bir elmayı paylaştık
rengini dünya aldı
bir çocuk daha öldürüldü ülkelerin birinde
bir ağacın dallarında tekrar tanışmak için
tohumu toprağın affediciliğine sunduk
dudaklarımızda gülün izi vardı
dünya acımasız kokuyordu
ney konuşuyordu
sustuk...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.