1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
125
Okunma

VIII. BÂB
Nedir cihânda kişiyi azîz eden hakîkat?
Ne tâc u taht, ne servet; meğer ki hüsn-i sîret.
Kefes sanırdı cihânı hevâya kul olanlar,
Meger ki hürriyetin yolu imiş kanâat.
Ne zâhirin ziyneti var ne kisvenin meziyyet,
Kalırsa kalbde ihlâs, odur bütün kerâmet.
Bir âh-ı sîne yeter devr-i zulmü sarsmağa,
Kılıçların erişemz eriştiği o hikmet.
Riyâ libâsı giyen sanmasın ebed kalır,
Sabâh olur dağılır geceleri örten zulmet.
Mîzân-ı Hak kurulunca ne şöhret olur penâh,
Ne de lisânı süsleyen belâgat ü fesâhat.
Hüküm verip de kendine hüküm kurmayan kişi,
Nice kitâb okusa da bulamaz istikâmet.
Yemin çoğaldıkça eksilir sözün emâneti,
Doğru olan bir nefes ister, yalan bin şehâdet.
Eğilmiş ise vicdânın doğrulmaz mîzânın da,
Terâzi elde bulunmak değildir adâlet.
Her âb-ı sâf görünene sakın deme ki Kevser,
Bulanık akar nice ırmak billûr-ı letafet.
Diken yetiştiren elden gül istemek beyhûde,
Ne ekdiyse biçer elbet sahib-i her hirâset.
Ne çâre arşa yükselmiş kubbeler yapmak ile,
Yıkılmış ise gönülde emânet ü sadâkat.
Toprak nice sultânı bir avuç sessiz eyledi,
Kabir kapısında söner cümle kibir ü şevket.
Bir gün gelir ki susar hep nâra-i meydân ehli,
Kalır sahîfe-i ömürde amel ile niyyet.
Kulun hisâbı sözünden ziyâde hâline bakar,
Hak katında okunur kalbin gizli rivâyet.
Ey nefs! Bugün övündüğün ne varsa fânîdir,
Bâkî kalan doğruluktur, gerisi hep emânet.
Mîzânı kendi içinde kurmayanın ey gönül;
Mahşerde adl araması beyhûde bir temennî.
Erol Kekeç/05.08.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.