2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
186
Okunma

VII. BÂB
Kurulsa mîzân-ı Hak, eğrilik barınmaz anda;
Gün yüzüne çıkarır her zerreyi âfitâb.
Ne tâc olur siper ana, ne taht olur melce’i;
Hükm-i ezel önünde müsâvîdir şeyh ü şâb.
Dîvân-ı halkta nice hükm eyledi nâdânlar;
Bir hükm-i Hak erişince susar bütün hitâb.
Yüz aklığı libâs ile tahsîl olunmaz aslâ;
Kalbi kararmış olana beyhûdedir sim ü zîb.
Zâhirde âb-ı sâf gibi görünür nice ömür;
Bir taş düşünce içine bulanır cümle hisâb.
Mîzânı eğri olanın doğru sözü de şüpheli;
Eğri kamıştan çıkmamış bir kere doğru mizrâb.
İkrâmı dilden saçanın avcu niçin bomboştur?
Gül kokusu yayılmaz diken besleyen türâb.
Her devir bir yüz giyinir, değişmez ammâ hevâ;
İnsan değişmeyince beyhûdedir inkılâb.
Kandîl yanar görünür yağ ile fitil oldukça;
İhlâs çekilse gönülden kararır her mihrâb.
Bir âh eder mazlum kişi, dağlar verir aksini;
Sultânın gür sedâsı erişmez o cevâba.
Toprak nice mağruru almış sessiz koynuna;
Bir avuç hâk öğretmiştir ömre nice âdâb.
Ne servet alır yükünü, ne şöhret örter aybı;
Kul, kendi ameliyle varır huzûr-ı Mevlâ’ya.
Ey nefs! Nice zamandır kendine sultân dersin;
Bir nefes emânet iken ne bu gurûr, ne tâb?
Dünya dediğin menzildir, konan göçer bir bir;
Yolcuya yük yakışmaz, azık gerek her sefer.
Mîzân bozulmaz Hak’ta, şaşmaz ilâhî hisâb;
Eğrilen insandır ancak, doğru kalır kitâb.
Erol Kekeç/03.08.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.