0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Ey yar...
Adını anınca içimde kırılan yalnız bir ses var.
Ne kadar sustursam da, her susuşum seni daha yüksek söylüyor.
Bir insan, sevdiğinin yokluğuna bu kadar uzun dayanır mı bilmem;
ben dayanmadım...
Sadece her gün biraz daha eksildim.
Sen gidince yollar değil, ayaklarım yetim kaldı.
Vardığım hiçbir yer, vardığım yer olmadı.
Su içtim, susuzluğum geçmedi.
Güneş doğdu, içim aydınlanmadı.
Bir ömür, senin adının gölgesinde akşam oldu.
Derler ki zaman her yarayı sararmış bir yaprak gibi düşürür.
Benim içimdeyse her gün yeniden açtı acın.
Kabuk bağlamadı hiçbir sızı.
Kanamayı bile özledim;
çünkü kanayan yer, hâlâ yaşadığını bilirdi.
Yar...
Sana söyleyemediğim cümleler, boğazımda düğüm değil artık;
bir ömrün ağırlığı oldular.
Ne zaman adını içimden geçirsem,
rüzgâr bile yürümeyi bırakıyor sanki.
Dünya dönüyor, ben aynı vedanın içinde kalıyorum.
Bir gün gelir de mezarımın yanından geçersen,
çiçek bırakma.
Toprak zaten senden sonra öğrendi bütün solmaları.
Bir dua da okuma.
Ben en uzun duayı seni beklerken ettim.
Kimse bilmeyecek...
Ben seni severken sadece seni değil,
kendimi de kaybettim.
Bir insanın kalbi, iki kişiyi aynı anda taşıyamıyormuş;
sen gidince, ben de içimden çıktım.
Şimdi gecenin en sessiz yerinde adını usulca söylüyorum.
Belki rüzgâr getirir sana, belki hiç ulaşmaz.
Fakat bil ki bu ağıt, yalnız ayrılığın değil;
yarım kalan bütün umutların sesidir.
Ve ben, ömrümün son nefesine kadar...
"Yar" diye başlayıp, "ah" diye bitecek bir ömür yaşayacağım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.