0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
9
Okunma

Beni konuşturmayın.
Çünkü sustuğum yerden başlarsam,
kimin yarası kimin yalanına değmiş,
kim giderken arkasında ne bırakmış,
kim “seviyorum” deyip sevgiyi yarım bırakmış…
hepsini anlatırım.
Beni konuşturmayın;
ben susmayı unutmak sananlardan değilim.
Bazı şeyleri söylemedim diye geçmedi,
bazı insanları affettim diye haklı çıkmadılar.
Sadece içimde mahkemeler kurmaktan yoruldum.
Beni konuşturmayın…
Bir başlarsam,
gülüşümün altında kaç kırgınlık sakladığımı,
“iyiyim” derken hangi harflerde dağıldığımı,
kimlere insanlığından fazla değer verip
kendimden eksildiğimi anlatırım.
Sonra dönüp bana
“Bunca şeyi nasıl taşıdın?” diye sormayın.
Taşımadım.
Altında kaldım da,
kimse enkaz olduğumu anlamadı.
Üstelik öyle güzel sakladım ki yıkılışımı,
beni güçlü sandılar.
Kimse dizlerimdeki titremeyi görmedi,
kimse içimden kaç kere kendime yetişemediğimi bilmedi.
Ben herkese yetişirken
kendime hep geç kaldım.
Beni konuşturmayın…
Bir başlarsam,
hangi vedanın içimde hâlâ tamamlanmadığını,
hangi sözün boğazımda paslı bir çivi gibi kaldığını,
hangi “sonra konuşuruz”un
bir daha hiç konuşulmadığını anlatırım.
Öyle insanlar geçti ki ömrümden,
giderken yalnız kendilerini götürmediler.
Benden inandığım birkaç şeyi de aldılar.
Güveni mesela…
Birine gönül rahatlığıyla yaslanabilmeyi,
bir söz duyunca sonunu düşünmeden inanabilmeyi,
sevilirken hesap yapmamayı…
Beni konuşturmayın.
Ben kimin ne yaptığını unutmadım.
Sadece adlarını acılarımdan sildim.
Yüzlerini hatırlamasam da
bıraktıkları izi tanırım.
İnsan bazen yaralayanı unutur,
yaranın huyunu unutamaz.
Bir de sevdiklerimi sorarsanız
orada daha çok susarım.
Çünkü ben en çok
gitmeyeceğine inandıklarımdan öğrendim gitmeyi.
En ağır vedaları
“Ben buradayım” diyenlerden aldım.
En derin kırgınlıklarımı da
beni en iyi tanıyanlar bıraktı.
Beni konuşturmayın…
Bir başlarsam,
kaç defa arkamdan vurulup
dönüp yine de “Canın acıdı mı?” diye sorduğumu anlatırım.
Ben böyle kaybettim zaten;
yaralayanın yarasını merak ederek,
gidenin yolunu düşünerek,
kırıldığım yerde bile kimseyi kırmamaya çalışarak.
Sonra öğrendim…
İyi olmak,
herkese iyi gelmiyormuş.
Bazıları merhameti zayıflık,
sabretmeyi mecburiyet,
susmayı korkaklık sanıyormuş.
Oysa benim susuşum korkudan değildi.
Söylesem bir daha hiçbir şeyin
eskisi gibi olmayacağını bildiğimdendi.
Bazı gerçeklerin sesi çıkınca
insanın içinde saklanacak yer kalmıyor.
Beni konuşturmayın.
Ben konuşursam yalnız sizi anlatmam;
kendimi de anlatırım.
Nerede yanlış kişiye fazla kaldığımı,
nerede kendimden vazgeçip başkasını seçtiğimi,
hangi yolun sonunda dönmem gerekirken
inatla biraz daha yürüdüğümü…
Kendime de kızarım.
“Niye bu kadar sevdin?” derim.
“Niye herkesin yarasını sardın da
kendi kanayan yerlerini sakladın?”
“Niye bir gün düzelir diye
sana iyi gelmeyen şeylere ömründen verdin?”
Cevabını biliyorum aslında.
Ben kaybetmekten korktuğum insanları
tutmaya çalışırken
kendimi kaybettim.
Şimdi karşıma geçip
neden sustuğumu sormayın.
Ben susarak sizi affetmedim.
Sadece konuşursam
kendinizi benim anlattığım hikâyede
kahraman sanamayacağınızı biliyorum.
O yüzden…
Beni konuşturmayın.
Çünkü bugüne kadar
sustum diye siz kazandınız sandınız.
Yanıldınız.
Ben sustukça siz saklandınız.
Şimdi bir kelime edersem
saklandığınız bütün yalanlar
üstünüze yıkılır.
Sonra dönüp bana
“Bizi kim bu hâle getirdi?” diye sormayın.
Ben değil.
Ben yalnızca sustuğum yerden çekilirim…
Geride,
kendi gerçeğinizle
sizi baş başa bırakırım.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.