14
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma
Arkamda bıraktığım bu sokaklar şahidim olsun,
Hiçbir ayak izim geri dönmeyecek sana.
Adımı fısıldayan rüzgârlar bile susacak,
Bir daha hiç düşmeyeceğim hatırına.
Gözlerinde aradığım o sığınak,
Şimdi yabancı bir ülkenin soğuk kıyıları gibi...
Ben ki sende bir ömür konaklamaya gelmiştim,
Sen beni sürgünlere mahkûm ettin, zamansızca.
Varsın küllensin bu yangın,
Varsın sönsün içimdeki o son ışık.
Vicdanınla baş başa kaldığın o zifiri gecelerde,
Bir tek pişmanlığın sesi çınlasın kulaklarında...
Ben gidiyorum;
Kendi sessizliğime, kendi karanlığıma.
Sen söndürdün bu lambayı,
Şimdi karanlıkta kalmaya alış bakalım
Ne çabuk silindim hafızandan?
Ne bir selamın ulaşıyor artık bana,
Ne de ruhuma dokunan o tanıdık sesin...
Beni yüreğinden yavaş yavaş mı söküyorsun,
Yoksa bir kalemde mi vazgeçtin?
Kalbim bu ayrılığın karanlığında boğulurken,
Sen hiç yorma kendini;
Terk ediyorum bu şehri,
Dönersem namerdim!
Bu şehrin yorgun sokakları, dilsiz caddeleri senin olsun;
Ben kendi içimdeki fırtınaya yelken açtım,
Uçsuz bucaksız yalnızlıklara bıraktım kendimi.
Bu köhne limandan,
Yorgun bir gemi gibi çekiyorum demirleri;
Yok olacağım o derin maviliklerde,
Tıpkı bir zamanlar gözlerinde kaybolduğum gibi...
Kaderime ve hicranla kanayan yaralarıma
Tuz basıp uzaklaşıyorum buralardan.
Bulutlar yağmuru nasıl saklarsa koynunda,
Ben seni öyle sığdıramadım içime;
Dağılan renklerini toplayıp ömrüme katamadım.
Gidiyorum...
Sevgiye aç ruhumu ve çaresizliğimi
Arkamda bir gölge gibi sürükleyerek...
Artık hıçkırıklarımı duymayacak, sustuğumu görmeyeceksin.
Giderayak sorma bana nedenleri;
Zaten kırılmış kalbime son darbeyi sen vurdun.
Bırak beni bana, bırak ki kendi yokluğumda kaybolayım.
Sana sevgilerin en tazesini,
Çiçeklerin en nadidesini sunmaktı düşüm...
Terk ettiğim bu şehrin tek güneşi sendin;
Gün seninle doğar, seninle batardı ey sevgili,
Zifiri akşamların tek tesellisiydin.
Şimdi elimde solgun bir mektup, önümde son resmin;
Kalbimi sana, seni vicdanına bırakıp gidiyorum.
Bir filmi tersinden izlemek gibi hayatım;
Ne başı belli, ne sonu...
Bir çaresizlik girdabında, karanlık labirentlerdeyim.
Sensizliğe kimsesizlik eklendi, çıkış bulamıyorum.
Yalnız gecelerimde hayal kurmayı bile unuttum;
Gözpınarlarım kurudu, dökemiyorum içimi.
Bu zalim sevda mat etti beni;
Hükmüm kalmadı, gülüşlerimi yitirdim.
Söküp attım "sevgi" denen o tılsımlı sözcüğü dilimden.
Yüreğim parçalanıyor ama yine de gidiyorum...
Biliyorum, bu kopuş çok ağır olacak.
Ama sen üzülme; gerçi biliyorum, zaten üzülmeyeceksin.
Umutlarını başka bir bahara sakla;
Benim olmadığım, gölgemin bile değmediği bir bahara...
Kalbine bir damla şefkat damlat,
Tüm kırgınlıklara inat.
Sevecek elbet kalbin benden sonra bir başkasını,
Ben çoktan tozlanmış bir anı olacağım.
Sakın bir tas su dökme arkamdan;
Yeminim var,
Bu yoldan dönersem namerdim
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.