0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma
Mazi,
duvarda sararmış bir resim değildir yalnız,
bir akşamüstü ansızın kapıyı çalan
ve içeri girince susan
eski bir arkadaşımızdır.
Elinde çocukluğum,
cebinde yarım kalmış türküler vardır;
gözlerinde annemin gençliği,
saçlarında babamın akları vardır.
Ben onu her gece
bir tren düdüğünde duyarım,
uzak bir istasyondan kalkar ömrüm,
ardından baka baka
yerimde kalırım.
Giden tren değil aslında,
benim gençliğimdir raylarda;
bir avuç sevda bırakır geride,
birkaç kırık söz,
birkaç yağmur camlarda.
Ah mazi!
Sen ne acımasız bir güzelliksin,
dokunsam ellerim yanar,
uzaktan baksam gönlüm kanar;
sen geçip giden ömrün
en güzel yalanısın.
Bir sokak vardı,
taşları yaz güneşi kokardı;
bir kız geçerdi oradan,
saçları rüzgâra değer,
rüzgâr bana dokunurdu.
Onu sevdim mi, bilmiyorum,
belki de sevmenin kendisini sevdim;
bir çift kara göz uğruna
dünyayı karşıma alacak kadar genç,
susacak kadar mağrurdum.
Sonra yıllar geçti,
yollar şehirlere bölündü;
dostlar başka masalara,
sevdalar başka kollara,
hayaller toprağa gömüldü.
Kimi bir fotoğrafta kaldı,
kimi mezar taşında;
kimi “unutmadım” dedi
ama unutmuştu çoktan
ilk fırsatta.
Ben unutmadım sanırdım,
oysa hatırlamak da değişirmiş;
insan yaşlandıkça geçmiş,
olduğu gibi değil,
özlediği gibi görünürmüş.
Mazi,
sen benim kapanmayan yaram,
söylenmemiş son sözüm,
gece yarısı çalan saatim,
sabah olunca dinmeyen sızımsın.
Senin içinde
daha ölmemiş insanlar var,
daha ayrılmamış sevgililer,
daha satılmamış dostluklar,
daha yıkılmamış evler var.
Annem hâlâ pencerede
beni akşam yemeğine çağırıyor;
babam eski ceketiyle
sokağın başından geliyor;
ben daha hiçbir şeyi kaybetmemişim,
dünya bana inanıyor.
Sonra gözümü açıyorum,
oda sessiz, duvarlar sağır;
bir saat işliyor başucumda,
her vuruşu biraz ayrılık,
her vuruşu biraz ağır.
Anlıyorum ki mazi,
ne geri dönen bir vapurdur
ne de yeniden açan bir çiçek;
mazi, insanın kalbinde
ömür boyu süren bir gurbet.
Yine de kızmıyorum sana,
gel, otur karşıma bu gece;
bir bardak çay koyayım önüne,
sen eski günleri anlat,
ben susayım gizlice.
Anlat bana,
hangi köşede kaldı kahkaham,
hangi kapının ardında gençliğim;
kim aldı alnımdan baharı,
kim bıraktı saçlarıma
bu beyaz kederi?
Ve söyle mazi,
bir gün ben de sana karışınca,
beni kim hatırlayacak?
Adımı hangi yağmur söyleyecek,
hangi yürek benim için
sessizce ağlayacak?
Belki bir şiir kalır benden,
bir masada unutulmuş;
belki yarım bir cümle,
bir gönülde saklanmış,
bir deftere dokunmuş.
O zaman bilirim ki
tamamen gitmemişimdir;
bir insan beni anıyorsa
uzaklarda, derinden,
hâlâ biraz diriyimdir.
Çünkü insan ölmez mazi oldukça,
bir ses, bir yüz, bir hatıra kaldıkça;
toprak bedeni alır belki,
ama sevda yenilmez
bir kalpte yaşadıkça.
Gitme şimdi,
biraz daha kal yanımda;
gece uzun, yalnızlık derin,
yıllar yorgun omzumda.
Sen anlat eski günleri,
ben gözlerimi kapatayım;
kaybettiklerimi bir an bulup
çocukluğuma sarılayım.
Sabah olunca gidersin,
gölgen kalır odamda;
ben yine bugüne uyanırım,
sen yine sızlarsın
sol yanımda.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.