Tüm mutsuzluklar yokluktan değil, çokluktan gelir. tolstoy
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin

YARININ TÜRKÜSÜ

Yorum

YARININ TÜRKÜSÜ

( 6 kişi )

3

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

159

Okunma

YARININ TÜRKÜSÜ

YARININ TÜRKÜSÜ


Ben,
bir işçinin avucunda uyuyan
eski bir sabahım.

Daha doğmadan yorulmuş
günlerin içinden geçtim.
Demirin nabzını dinledim,
taşın suskunluğunu öğrendim,
toprağın dizlerinde
ekmeğe dönüşen duaları.

Bir fabrikanın penceresinde
akşam,
is kokulu bir kuş gibi konarken,
bir çocuk,
babasının cebinden
oyuncak değil,
yorgunluk çıkarıyordu.

Ve dünya,
o küçücük avuçta
kocaman bir eksiklik gibi büyüyordu.

Oysa rüzgâr,
hiç kimsenin tapulu malı değildi.

Yağmur,
yalnız zengin damlarına inmiyordu.

Güneş,
altın kasalarına göre
ışığını ölçmüyordu.

Doğa,
her sabah
eşitliği yeniden deniyordu;
insan
onu her akşam
yeniden bozuyordu.

Ben bunu gördüm.

Madenlerin karanlığında,
gündüzünü kaybetmiş yüzlerde gördüm.

Pamuk tarlalarında
ellerinden mevsimler dökülen kadınlarda.

İnşaatların göğe uzanan
yalnızlığında.

Balıkçı ağlarında
tuzla birlikte örülen umutlarda.

Bir çekiç,
yalnız demire değmez.

Bir çekiç,
insanın içine kapanmış sessizliğe de vurur.

Ve örs,
yalnız çeliği değil,
sabretmeyi de biçimlendirir.

Her nasır,
bir ağacın gövdesindeki halka gibidir;
kaç kış geçtiğini anlatır.

Her kırışık,
toprağın haritasıdır.

Her alın teri,
denize ulaşmaya çalışan
inatçı bir ırmak.

Ben,
o ırmakların sesini topluyorum.

Çünkü biliyorum;

bir nehir
kendi yatağını
taşıyarak açar.

Bir orman,
tek ağacın gölgesinden doğmaz.

Göç eden turnalar,
göğü paylaşmayı bildikleri için
ufku aşarlar.

İnsan da
birbirinin omzunda çoğalan
bir mevsimdir.

Ve ekmek,

yalnız buğday değildir.

Bir annenin sabrıdır.

Bir babanın eğilmeyen sırtıdır.

Bir çocuğun
yarına inanma cesaretidir.

Ben,
maviyi yalnız denizde aramadım.

Bir kaynak ustasının
maskesinden taşan kıvılcımlarda gördüm.

Bir dokuma tezgâhının
mekiğinde gördüm.

Yağmur altında
tohum saçan ellerde.

Birbirine sessizce uzanan
iki yorgun avuçta.

Çünkü umut,
en çok
kimsenin görmediği yerde büyür.

Toprağın altında.

Tohumun içinde.

Taşın sabrında.

İnsanın yüreğinde.

Ve bir gün,

dağlar yürümeye başlamaz belki;

ama insanların yüreği
dağlardan büyük olur.

Nehirler yön değiştirmez belki;

ama çocukların gözleri
başka bir gökyüzünü öğrenir.

Gökyüzü aynı kalır.

Değişen,
ona bakan insanların
birbirini görme biçimidir.

İşte o vakit,

hiç kimse
ötekinin gölgesini çalmaya çalışmaz.

Bir ekmek,
yalnız sofrayı değil,
kalbi de doyurur.

Bir gülüş,
yalnız yüzü değil,
çağı da aydınlatır.

Ve dünya,

paslı kapılar ardında saklanan
bir servet olmaktan çıkar;

aynı rüzgârı soluyan,
aynı yağmurda ıslanan,
aynı güneşe yüzünü dönen
insanların ortak türküsüne dönüşür.

Benim içimde hâlâ
sakladığım düşler var.

Bir ressamın tuvaline sığmayan.

Bir şairin dizesine taşan.

Deniz kadar mavi,

toprak kadar dirençli,

ateş kadar canlı.

Bir gün,

o düşler

yalnız benim olmayacak.

Bir meydanın sesine,

bir nehrin akışına,

bir çocuğun gülüşüne,

bir işçinin nasırlı avcuna

karışacak.

Ve dünya,

kendini yeniden,

emeğin kalbinden okuyacak.

Hikmet Metin Çavdar

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Yarının türküsü Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Yarının türküsü şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YARININ TÜRKÜSÜ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
28.7.2026 18:43:30
Saygı değer kıymetli üstadım;
Bu şiir, emeğin, yoksulluğun ve sınıfsal eşitsizliğin sarsıcı portresini son derece lirik ve yoğun bir imge örgüsüyle çizen başarılı bir modern toplum şiiri.
Şair, büyük sözler etme tuzağına düşmeden, somut detaylar üzerinden evrensel bir adalet arayışına ve vicdani bir sese ulaşmayı başarmış.

Özellikle "Demirin nabzını dinledim" ve "taşın suskunluğunu öğrendim" mısraları, insanın doğayla ve makinelerle kurduğu çileli bağı muazzam bir sezgiyle özetliyor. Şiirin en vurucu noktası ise şüphesiz bir çocuğun babasının cebinden oyuncak değil, "yorgunluk" çıkarması.
Bu imge, yoksulluğun çocukların neşeyle kurduğu bağ nasıl çaldığını gösteren çok güçlü şiirsel bir buluş.
Son bentte rüzgârın ve yağmurun hatırlatılmasıyla, insan eliyle kurulan bu adaletsiz dünyanın evrenin asıl düzeniyle olan çatışması gözler önüne seriliyor.
Ajitasyona kaçmadan, şiirin estetik imkânlarıyla toplumsal gerçekliği ve insan vicdanını sarsmayı başaran, derinlikli ve olgun bir eser çıkmış ortaya.tebrik ederim..
Saygı ve hürmetle..
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
28.7.2026 17:39:10
EMEĞİNE yüreğine sağlık kardeşim bitmeyen umuduna sağlık kalbi selamlarımla.
Ke
Kendi Halinde, @kendihalinde
28.7.2026 14:49:42
Umutla tekrar tekrar okunası bir şiir.Yüreğinize kaleminize sağlık
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL