1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
103
Okunma

Bugün yalnızca yeni bir partinin kuruluşunu değil; aynı zamanda umutların yeniden filizlendiği, ortak hedefler etrafında kenetlenmenin ve ülkemize hizmet etme iradesinin güç kazandığı anlamlı bir başlangıcı selamlıyoruz.
Yeni partimizin ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlı olmasını yürekten diliyorum. Çıkılan bu kutlu yolun; adaletin, hukukun, liyakatin, şeffaflığın, özgürlüklerin ve insan onuruna saygının hâkim olduğu bir Türkiye idealine katkı sunmasını temenni ediyorum.
Siyasetin ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan, kıran değil onaran bir anlayışla yürütülmesi en büyük dileğimizdir. Milletimizin beklentilerine kulak veren, sorunlara çözüm üreten, gençlerin umutlarını büyüten, kadınların, emeklilerin, çiftçilerin, işçilerin ve toplumun her kesiminin sesine kulak veren bir anlayışın hâkim olması, ülkemizin geleceği adına büyük önem taşımaktadır.
Her yeni başlangıç, beraberinde yeni umutlar ve yeni sorumluluklar getirir. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket eden, kişisel çıkarları değil milletin ortak menfaatini önceleyen, dürüstlüğü ve hizmeti ilke edinen kadroların ülkemize değer katacağına inanıyorum.
Temennimiz; fikirlerin özgürce konuşulduğu, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, kardeşlik hukukunun güçlendiği, adaletin herkese eşit uygulandığı, üretimin arttığı, refahın paylaşıldığı ve geleceğe güvenle bakılan bir Türkiye’nin inşasına katkı sunulmasıdır.
Bu vesileyle yeni partimizin kuruluşunda emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyor, üstlendikleri sorumlulukta başarılar diliyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin, ülkemizi her türlü ayrılıktan, kutuplaşmadan ve zorluktan korusun.
Yeni partimizin ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlı olmasını diliyor; adaletin, huzurun, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu, umut dolu yarınlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Hayırlı olsun, yolunuz açık, hizmetiniz bereketli olsun.
"Bultan, sultandan kurtulduk..." dediler.
Bir sabah
çay daha kaynamadan,
ekmek daha bölünmeden,
mahalle aralarında
bir haber dolaştı.
Önce simitçi duydu,
sonra pazarcı,
ardından fabrikanın
pas kokulu kapısından çıkan işçi...
Bir haber dolaştı.
Dediler ki;
"Yeni Parti’miz kuruldu..."
Ve yıllardır
aynı türküyü dinlemekten
kulakları nasır tutmuş insanlar,
bir an olsun
başlarını kaldırdılar gökyüzüne.
İşçi sevindi.
Çünkü nasırlı ellerinin
yalnızca üretmek için değil,
yaşamak için de
değer göreceği günleri düşledi.
Emekli sevindi.
Ay sonunu değil,
ayın doğuşunu beklemek istedi artık.
Bir ilaç kutusuyla
bir ekmek arasında
tercih yapmak istemedi.
Esnaf sevindi.
Kepengini açarken
borç defterini değil,
müşterinin yüzünü görmek istedi.
Dar gelirli sevindi.
Çocuğuna
"Bugün değil oğlum..."
dememeyi hayal etti.
Genç sevindi.
Diplomasını
çekmeceden çıkarıp
umutla baktı yeniden.
Kadın sevindi.
Şiddetin değil,
eşitliğin konuşulduğu
bir memleket düşledi.
Köylü sevindi.
Toprağın yeniden
bereket kokmasını istedi.
Ve çocuk...
En çok çocuk sevindi.
Çünkü hiçbir çocuk
siyaseti bilmez.
Ama açlığı bilir.
Sütü bilir.
Oyuncağı bilir.
Babası eve gülerek gelsin ister.
Ey memleket!
Kaç kez kandırıldın?
Kaç kez
aynı masalın
başka anlatıcısını alkışladın?
Kaç kez
bir afişe umut,
bir mikrofona gelecek,
bir kürsüye kurtuluş yükledin?
Ama yine de...
İnsan umuttur.
Umut,
yasaklanmayan tek devrimdir.
Ve halk,
bin kez düşse de
bin birinci kez ayağa kalkmasını bilir.
Biz,
sarayların gölgesinde
küçülen insanlar değiliz.
Biz,
alın terini
bayrak gibi taşıyanlarız.
Biz,
fabrika düdüğünün sesini
ezan kadar kutsal bilenleriz.
Biz,
ekmeği bölüşmeden
zafer kutlamayanlarız.
Biz,
çocuklar üşümesin diye
ceketini çıkaran babaların
sessiz ordusuyuz.
Ey yeni yol!
Sana alkış değil,
hesap verebilirlik yakışır.
Ey yeni umut!
Sana slogan değil,
adalet yakışır.
Ey yeni parti!
Unutma...
Bir işçinin nasırlı avucu,
bir emeklinin titreyen eli,
bir öğrencinin yıpranmış defteri,
bir annenin boş tenceresi,
bir çiftçinin çatlamış toprağı...
Hepsi
sana emanet değildir.
Hepsi,
sana verilmiş
bir sınavdır.
Çünkü halk;
Kendisine efendi istemiyor artık.
Sultan istemiyor.
Bultan istemiyor.
Saltanat istemiyor.
Korku istemiyor.
Yalan istemiyor.
İnsanca yaşamak istiyor.
Eşitlik istiyor.
Özgürlük istiyor.
Onurlu bir ekmek istiyor.
Ve eğer
yeni kurulan her şey
eski düzenin gölgesine sığınırsa...
İlk karşısında
yine halkı bulacaktır.
Çünkü bu ülkenin gerçek sahibi
ne saraydır,
ne koltuktur,
ne mühürdür,
ne de makam.
Bu ülkenin sahibi;
sabaha karşı işe giden işçidir,
çocuğunu okutmaya çalışan annedir,
toprağını terk etmeyen köylüdür,
tezgâhını kapatmamak için direnen esnaftır,
maaşı yetmediği halde
torununa harçlık vermeye çalışan emeklidir.
Ve tarih...
En sonunda
hep onların adını yazar.
Çünkü memleketi değiştirenler,
yüksek duvarların ardında oturanlar değil;
o duvarları
bir gün
elleriyle yıkanlardır.
Hikmet Metin Çavdar
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.