20
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
444
Okunma

Ey dil-i zârım, yine âh eyledin, efğâna gel,
Düştü cân mülküne sevdâ, yürü seyrâna gel.
Gözyaşım seylâb olup çağlar derûn-ı sînemde,
Hicr ile yandı bu cismim, hele dermâna gel.
Serbestçe akar ruhum, kalıba sığmaz bu aşk,
Ey divâne gönül, gayrı bu meydâna gel.
Gülşen-i hüsnünde açıldı yine yârin gül-i nâz,
Bülbül-i nâ-şâd gibi eyle figân, cânâ gel.
Hasretinle tîg uruldu cân-ı bî-tâbım içre,
Dertli gönlüm mesrûr olsun, o handâna gel.
Ölçüye, kafiyeye sığmıyor hasretin ateşi,
Serbest bir feryatla sen de bu vîrâna gel.
Zülfünün taymına âvâre kalıpdur bu gönül,
Cevrini çekmeye cân at, o mah-ı tābāna gel.
Karanlık gecelerde yol arar rûh-i revânım,
Nur olan çeşminle aydınlat bu zindâna gel.
Bendine sığmaz bu sevdâ, taştı yürek dağından,
Serâzât bir rüzgâr gibi bu devrâna gel.
Bilmiyesin derd-i mahabbet ne imiş âşıka sor,
Sîne pür-dâğ ile sen de bu dehâna gel.
Aşkının âteşi sönmez bu garip sînemizde,
Pervâne misâli yan, buluş meydâna gel.
Kuralsız, kayıtsız bir yangındır ciğerimi delen,
Serbestçe esen yelle sen bu irfâna gel.
Fânidir mülk-i cihân, baki kalan sevgidir,
Âşık kul, kapına yüz sürer, ihsâna gel.
Yalan dünya kahrını çekmekle ömür tükendi,
Ebedî vuslat için sen bu sultâna gel.
Kervan yürür serbestçe, yolların sonu görünür,
Bu garip gazelden öte bir canhâna gel.
Hançer-i mıkraj ile sînem delindi bî-gümân,
Merhem-i lûtf ile kıl çâre, bu dermâna gel.
Yaralar açtı felek cân mülkünün her köşesinde,
Lutf edip ey tabîb-i cân, bu lokmâna gel.
Serbest bırak yaramı, melhem neylesin bu derde,
Kendi hâline yanan o hânümâna gel.
Gamzesi tîr-i müjen seyr eylemez cân mülkünü,
Sîne-i pür-hûn ile sen çeşm-i giryâna gel.
Her bir ok kalbimi dağlar gamzenin ocağında,
Zâr u zebûn etti beni, bu devrâna gel.
Serbestçe dökülür mısralar, durduramaz kimse,
Kan revan içinde kalan bu dâstâna gel.
Aşk oduna yandı cân, pervâne misâlî bu gece,
Şem’-i ruhsârına doğru o hümâyûna gel.
Bülbülün ah u figânı göklere ulaştı hep,
Gülün o lâtif kokusuyla bu bostâna gel.
Kayıtsız bir özlemle uçar göğe bu yürek,
Serbest kanat çırparak o âsumâna gel.
Kaddin eyyâm-ı bahâr üzre kıyar serv-i revân,
Seyr edip bâğ-ı cinânı bu gülüstandan gel.
Saçının boyu uzundur, boy verir dağlar gibi,
Gönlümün yaylasına sen bu gülistâna gel.
Serbest bir bahar dalı gibi eğilir ömrüm,
Sen de bu dağ dağ gezen ecnebi âna gel.
Vuslatın şevkiyle cân mülkünde tûfan koptu bil,
Lutf edip ey şâh-ı hûban, bu dil-i vîrâna gel.
Harap olmuş bu gönül sarayı tahtını kurdu,
Sensizliğin zulmetinden bu irfâna gel.
Serbesttir kapım, kilitsizdir bu harabe yer,
Gönlün ne zaman isterse o sultâna gel.
Dehrin evhâmına aldanma sakın ey bî-vefâ,
Ehl-i aşkın sırrına sen de bu irfâna gel.
Yalandır dünyânın bütün ziyneti ve mülk ü malı,
Hakk’ın cemâlini gör, bu rüsvâna gel.
Serbestçe terk ettim cihanın tuhaf yükünü,
Sen de bu yalanı bırakıp o îmâna gel.
Fânidir mülk-i cihân, baki kalan sevgidir,
Âşık kul, kapına yüz sürer, ihsâna gel.
Ömür kervanı göçerken bu yalan dünyadan,
Son nefeste adını anarak bu ihsâna gel.
Serbestçe kapanır kapılar bu son demde bile,
Adınla uyanan cân, bu handâna gel.
Cemre yaman
5.0
96% (27)
4.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.