2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma

Benim derdim dermanımdır,
Yakama dolan bitler fermanımdır,
Can cana sarılmazsa emanımdır,
Hey gönül, bu benim ıstırabımdır.
Çocukluğum yoksul bir evin eşiğinde,
Bir tas çorbanın tüten buğusunda kaldı.
Anamın nasırlı elleri dizimde,
Babamın suskunluğu içime dert saldı.
O gün öğrendim: Her zenginlik mal değildir,
Bazen bir lokma ekmek, dünyaya bedeldir.
Yalın ayak geçtiğim toprak yollar,
Şimdi ayağımda ağır şehir taşları.
Dün omzumda odun, sırtımda yük vardı,
Bugün sırtımda insanların bakışları.
Meğer insan büyüdükçe yükü azalmazmış,
Çocukken taşınan dert, yaşlanınca susmazmış.
Bir zamanlar gökyüzüne bakıp
Bir çift kanat isterdim kendime.
Şimdi göğe bakıyorum da ey gönül,
Bir parça merhamet düşsün üzerime.
Çünkü uçmak kolaymış kuşlar gibi,
İnsan kalmak zormuş insanlar içinde.
Dost bildiklerim vardı, gölgemde yürüyen,
Güneş çekilince yollarını değiştiren.
Kimi soframda kardeş, kapımda yabancı,
Kimi derdimi dinleyip içinden sevinen.
Anladım ki dostluk, sözle kurulmazmış;
İnsanın yarasına el değmeden bilinmezmiş.
Ben gönlümü herkese açık bir han sandım,
Geleni başköşeye buyur ettim.
Kimi ekmeğimi böldü, kimi huzurumu,
Kimi de içimdeki ışığı söndürdü gitti.
Yine de kapımı kapatmadım dünyaya,
Çünkü taş kesilmek, kurtuluş değildir insana.
Yıllar geçti, yüzümde çizgiler çoğaldı,
Her çizgi bir yolun, bir ayrılığın izidir.
Kimi gün umut, kimi gece yorgunluk,
Kimi sabırla örülmüş uzun bir sessizliktir.
Aynaya baktım, kendimi aradım derinden,
Meğer insan en çok kendinden uzaklaşırmış kendinden.
Bugünün kalabalığında yalnızlık büyür,
Binlerce ses içinde insan kendini duyamaz.
Herkes bir başkasının hayatını tartar,
Kendi terazisine hiç dönüp bakamaz.
Dillerde adalet, ellerde menfaat,
Gönüllerde merhamet yoksa söz neye yarar?
Kimisi yoksula sabır diye öğüt verir,
Kendi sarayında nimetleri sayar.
Kimisi yetime kanaat anlatır,
Kendi evinde israfı bayram sayar.
Ey gönül, unutma, hakikat şudur:
Allah’ın terazisi, kulun makamına göre kurulmaz.
Ben çok gördüm başı dik yürüyeni,
Bir selamı kendine lütuf sayanı.
Çok gördüm cebinde dünyayı taşıyanı,
Yüreğinde bir kuruş iyilik bulamayanı.
İnsan, servetiyle değil,
Dokunduğu hayatların duasıyla anılır.
Bir gün gelecek, eller boşalacak,
Kapılar kapanacak, yollar bitecek.
Ne unvan kalacak ne de kalabalık,
Ne de insanın kendine kurduğu yalanlar sürecek.
O gün herkes kendi sesiyle baş başa,
Kendi vicdanının önünde, kendi hesabında duracak.
Ne makam kurtarır insanı o vakit,
Ne mühür, ne para, ne gösterişli han.
Bir mazlumun ahı düşer terazinin kefesine,
Bir yetimin gözyaşı olur en ağır ferman.
Dünya, insanın elinde emanetmiş meğer,
Emanete ihanet eden, kendine etmiş zarar.
Ey gönül, sen acıyı düşman sanma,
Her sızı bir kapı açar hakikate.
Kırıldığın yerden ışık sızabilir,
Yeter ki kin büyütme kendi ruhunda.
Dert seni yere sermek için gelmez her zaman,
Bazen seni kendine döndürmek için uğrar.
Benim derdim dermanımdır,
Çünkü beni nefsimden ayıran bir imtihandır.
Yakama dolan bitler fermanımdır,
Çünkü her sıkıntı, sabrın gizli kitabıdır.
Can cana sarılmazsa emanımdır,
Çünkü insan insana verilmiş en büyük emanettir.
Gönül, geçmişin küllerini taşıma,
Ama geçmişin dersini de unutma.
Dün düşenlerden utanma,
Bugün yeniden doğrulmayı bil.
Çünkü hayat, hiç yara almamak değil,
Yaradan sonra merhametini kaybetmemektir.
Gelecek, uzak bir dağ değildir,
Bugün attığın adımda saklıdır.
Bir çocuğun başını okşarsan yarın,
Dünyanın karanlığı biraz daha azdır.
Bir yoksulun kapısını çalarsan sessizce,
Kendi ömrüne bir kandil yakmış olursun.
Bırak dünya seni alkışlamasın,
Yeter ki vicdanın senden utanmasın.
Bırak adını taşlara yazmasınlar,
Yeter ki bir gönülden silinmesin adın.
Çünkü insanın gerçek mezarı toprak değil,
İyilikten mahrum bıraktığı kalplerdir.
Ben artık bilirim ey gönül,
Her gelen kalmaz, her giden ölmez.
Bazı ayrılıklar insanı eksiltmez,
İçindeki fazlalıkları alıp götürür.
Bazı yalnızlıklar ceza değildir,
Ruhun kendini yeniden kurduğu yerdir.
Şimdi başımı eğmem Rabbimden gayrı,
Ne zalimin sözüne, ne dünyanın malına.
Bir lokma helal, bir yürek temizliği,
Yeter benim ömrümün en büyük payına.
Varsın hayat beni yorsun, varsın zaman sınasın,
Yeter ki içimdeki insan, son nefeste de yaşasın.
Benim derdim dermanımdır,
Her yara, içimde açılmış bir meydandır.
Yakama dolan bitler fermanımdır,
Her sıkıntı, sabra yazılmış bir beyandır.
Can cana sarılmazsa emanımdır,
İnsan, insana Allah’tan kalmış bir candır.
Hey gönül, bu benim ıstırabımdır,
Ama bu ıstırap, karanlıkta kalan bir çığlık değildir.
Her gözyaşımda bir dua,
Her susuşumda bir ders vardır.
Ben yandım diye dünya bitmedi,
Külümden yeniden doğmak da kaderimdedir.
Erol Kekeç/09.09.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.