1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
86
Okunma
Eşiğinden geçtiğim odayı unutturan bir gök tanığı. Bir anlığına iki yabancı gibi bakıştık; o yukarının sırrını sakladı, ben aklımın nereye gittiğini. Aramızdaki bu kaçıncı tanışıklık bilmiyorum, her defasında ilk kez gibi. Yadırgamadığım bir pürüzsüzlükte... İlk kez yaşandığına şüphe duymadan.
Bu yüzden güvenmiyorum artık "ilk kez"e. Çünkü her yeni eşik, çoktan yürünmüş yolların tozunu taşıyor üzerinde.
Zamanı ne kadar yavaşlatıp anları doyasıya yaşasak da, durup geriye bakılan her an şimdiki zamandan çok uzakta. Akıp giden her şeyden geriye, o akıntıdan koparılmış donmuş kareler kalıyor yalnızca. Eski bir fotoğrafa bakarken, o karedeki gülüşün gerçekten bana ait olup olmadığını anlamak için kendi yüzüme dokunuyorum; parmaklarım yadırgıyor kendimi. Bazen o yılları yaşadım mı yoksa hayal ürünü müydü kestiremiyorum.
Belki de sarmal bir cehennem girdabıdır zaman; aynı ana gelmeyi aynı yere gelmekle karıştırdığımız, bizi yutan bir girdap. Her dönüşte o gök tanığı tekrar karşımda, her dönüşte ilk kez — ilerlemiyorum, adımlarımla dönüyorum hep aynı kaviste.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.