18
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
220
Okunma

Uzakları nefes nefese yakın kılan bakışın,
Yüreğimde kanayan bitimsiz bir sızı,
Bir yemin gibi gizli, bir mühür gibi asılı.
Şimdi ne kelama yer kaldı, ne de heceye,
Vakit, sükutun rengine boyandı üzerimizde.
Kuytularımda Yusuf’un hüznünü taşırken,
Zifiri bir gecenin koynunda demleniyor sevdam.
Mahpusluğumda bir dua saklı; Dudaklarımdan dökülmeyen,
Sadece kalbin ritmiyle yankılanan.
Ah, yokluğuna uyandığım günışığım! Mavilerde kaybolan o mahzun huzurum.
Yıldızlar sönüyor gözlerinin kuyusunda,
Ben ise diz çökmüşüm nasır tutmuş hasrete.
Leyla misali yanışım,
Züleyha misali susuşum,
Ve boynunu bıçağa sunan
Esma’nın metanetiyle,
Sükutu kuşanmışım,
Gök kubbe şahidimdir;
Ellerini semaya bir vuslat müjdesi gibi aç.
Bozkırlarıma derya olup yağsın duaların.
Sonbahar ezberlese de narin bedenini,
Sen elif gibi dik, mim gibi sarsılmaz dur,
Eğme başını, sancağın düşmesin yere;
Ömrün miadı dolmuş hastalığına, Hasretin soğuk nefesine aldırma.
Ey gönlümün bitmeyen duası,
Ey kör ateşin korunda pişen yüreğim!
Biliyorum;
Her yara, nasibi kadar sızlar,
Her vuslat, duası kadar parlar.
Bırak aksın içimizdeki gizli nehir, Düştüğü her toprakta bir umut yeşersin.
Gönlümün haritasında artık yönler silindi,
Fırtına dindi, sustu içimdeki deli akış.
Vuslatı bir serap gibi ardımda bırakıp,
Çekildim kendi içimdeki uçsuz derinliğe;
Her nefesim bir enkaz, her susuşum bir ömür,
Yüreğimde mühürlü kaldı, o lal sevdamızın sızısıyla..
Cemre yaman
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.