8
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
Öyle sessiz bir gidişti, fırtınası içimde
koptu,
Bir sürgün buralarda, senin gözlerinin uzağında.
Kaderle el ele değildim, çaresizlikle
baş başaydım,
Bense vuslatın sarhoşuyken, ayrılığın
kederine uyandım.
Yarım kalmış o hikayeyi mısra mısra
kalbime gömdüm,
Göçmen kuşlar gibi geçip giderken o
dertli şehirden,
İçimde çığlıklar feryat ederken, sesimi duyuramadım.
Uçup gitmedim avuçlarından, rüzgara direnemedi kanatlarım.
Bir yıldızın kayışı kadar kısa sürdüyse
de bu ömür,
Zamanın suçu yoktu, biz sığamadık o
dar vakitlere.
Gözlerindeki yaşı silecek dermanım
kalmamıştı sanki,
Sana kal gitme diyemedim, kendime bile
itiraf edemedim...
Şimdi bu kentin sokakları yorgun, kaldırımlar yabancı adımlarıma,
İçimde sustuğum ne varsa ağır bir yük gibi çöktü omuzlarıma.
Gittiğin günden beri yangın yeri buralar, külleri savrulan bir enkaz,
Geçtim de bu dünyadaki her şeyden, bir tek senin sokağından geçemedim.
Sensizlik kara bir mühür gibi kazındı
artık bu ömrün alnına,
Hangi dizeye başlasam, dönüp dolaşıyor
yine senin adına.
Çok geç kaldım biliyorum, bu itiraf mahşere ertelenmiş olsa da,
Ben seni en çok, beni böyle çaresiz terk edip gittiğin o gün sevmiştim...
Ayla Kaya
20 07 2026
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.