0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Yarım Kalan
Yarım kalan, dilde solan masallarla bitti gün,
Duvarda ses, evde nefes kesilirken büsbütün.
Bir ipek kefenle örtülürken tendeki her iz,
Biten acı, yiten sancı, susar kalbimiz.
Derin kuyu, serin uyku çağırır bizi,
Gönül kanar, ömür yanar, silinir izi.
Mutfakta bir fincan çay soğur, askıda bir ceket,
Büyük sükût, sönük umut, gerisi azap ve hasret.
Gelen ağlar, giden bağlar kara yasını,
Toprak içer, ömür biçer son damlasını.
O odada çekilir en uzun, en koyu perde,
Zaman durur, mekân kurur, adın kalır her yerde.
Bir yanıyla yara, bir yanıyla ara bulduğun,
Sessiz hece, ıssız gece, teslim olduğun.
Ne giden bir daha dönebilir ne kalan unutur,
Gözü yaşlı, bağrı taşlı bir anne elini uyutur.
Solan yüzler, yalan sözler bırakır dünü,
Sönen özler, dinen közler bitirir günü.
İlk vuslat toprağadır, beden döner aslına,
Ruh ise hasret, derin hicret eder sonsuz faslına.
Susan teller, çöken eller veda vaktidir,
Esen yeller, coşan seller ölüm ahdidir.
Dünya denen bu eski handa durdu her saat...
Yerde durur yarım kalmış sönük bir çift ahşap parke,
Ve bir anahtar, artık hiç dönmeyeceği o kilidin içinde.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.