(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Aşkı konuşanların, onun hakkında risaleler yazanların, uzaktan bakıp "ben bilirim" diyenlerin dünyasında; o, lafı uzatmadan kendini hakikatin ortasına atan o tek ve ulu olanın gerçeğidir şiir.
Dünyadaki insanların çoğu birinci pervanedir Işığın etrafında dönerler, ateşi görürler, onun sıcaklığını hissederler ve uzaktan "Ben aşkı biliyorum, ben yandım" diye türküler yakarlar. Onların bildiği Aşk, sadece bir kavramdır.yani zihnin bir oyunu, dilin bir süsüdür. Ateşe hiçbir maliyeti olmayan bedeli ödenmemiş bir bilgidir bu.
Sonra ikinci pervanegelir... Biraz cesaret eder, parmağının ucunu sürer ateşe. Canı yanar, geriye çekilir. Yarasını gösterip "Aşk ateşi işte böyle yakar, ben onun acısını bilirim"der. O, acının edebiyatını yapan, yarasını bir nişane gibi göğsünde taşıyan ama asla tamamıyla yok olmaya yanaşmayan akıl ehlidir. Yaralanmıştır ama hâlâ kendis olarak oradadır. Benliği duruyordur.
O üçüncü pervane ne uzaktan edebiyat yapar, ne de canı yanınca geriye kaçar. O bilir ki; ateşin ne olduğunu anlamak için ona dokunmak yetmez, ateşin kendisi olmak gerekir. Hiç tereddüt etmez, bir an bile düşünmez. Üçe beşe bakmadan, "Aklım kaçmış" diyecek insanları arkasında bırakarak kendini o alevin tam kalbine bırakır.
Ve o an ne olur biliyor musunuz? Pervane erir, ateş kalır. Pervane yok olur, hakikat kalır.
Artık onun söyleyecek bir sözü, anlatacak bir hikâyesi kalmamıştır. Çünkü geriye "ben" diyen biri kalmamıştır ki konuşabilsin! O yüzden derler ya: "Bilenler söylemez, söyleyenler bilmez." Gerçek aşkın ne olduğunu sadece o üçüncü pervane bildi; ama o da o ateşin içinde eriyip Hak'la Hak olduğu için sustu.
Dergâhın eşiğine yüz sürmek, o üçüncü pervanenin kanatlarını ateşe teslim ettiği an gibidir. Yunus gibi alev kor olmak; "ben varım" iddiasından geçip, o yakıcı güllere kendini adamaktır. O yamaç yollarda yürürken kimseden bir onay beklemez insan çünkü o artık ateşin sırrına ermiştir.
Bu dünyada herkes aşkı konuşur, kimi parmağını yakar söyler... Ama sadece kendini ateşe atan o üçüncü pervane, o nurlu pirin elinde kendi varlığından soyunup aşka dönüşür.
Ateş, söze gelmez. Ateş, anlatılmaz; sadece yaşanır ve yok olunur.
Sôzün özü;
İnsan, ham bir çamur olarak düşer bu yeryüzü gurbetine. Üzerinde dünyanın tozu, aklın korkaklığı ve "ben" demenin o ağır yükü vardır. Çamuru sertleştirip kap yapan, pası söküp aynayı parlatan neyse; ruhu dünyalık kirlerinden arındırıp aslına döndüren de o ilahi aşkın ateşidir.
Mecazi aşk yakar, kavurur ve geriye kapkara bir kül bırakır. Çünkü onda nesne fani, heves geçicidir. Oysa ilahi aşkın ateşi, Hz. İbrahim’in girdiği o kutlu nardır. O ateş, yakmak ve yok etmek için değil, varlığın üstündeki sahte örtüleri soyup atmak için tutuşur.
İnsan o ateşe ilk yaklaştığında canı yanacak sanır. Aklı feryat eder, korkusu geriye çağırır. Oysa o aleve teslim olunduğu an görülür ki; tutuşan şey insanın ruhu değil, insanı köleleştiren arzuları, hırsları ve kibridir. Ateş, kibri yaktıkça içindeki o gizli cevher, o nurlu öz ortaya çıkar.
İşte bu yüzden su toprağı diriltir, ama ateş ruhu pişirir.
Ateş, uzak durana tehlikedir; ama kendini ona adayana bir vuslat kapısıdır.
İlahi aşk ateşine düşen kimse; artık ne yanmaktan korkar, ne de sönmekten... O bilir ki o alev, Rabbine giden yoldaki en kestirme köprü, ruhun bu dünyadaki tek ve en mutlak ilacıdır.
Güne düşen eseri ve YAZAN Kalemi yürekten Kutlarım .............. EMEĞİNİZE VE YÜREĞİNE SAĞLIK değer görmüş emek Kaleminiz DAİM olsun Selamlar sevgiler SAYGILAR gönderdim...
Pirim sanırım_ pir'im _ olacak,pirim olunca maaş vss gibi şeyler akla geliyor ve şiirin anlamı değişiyor. Yüreğinize sağlık güzel şiirinizi tebrik ediyorum .
Bu mısralar, yüzyıllardır Anadolu toprağını mayalayan tasavvuf ve halk şiiri geleneğinin çok güzel ve taze birer örneği.
Gerek kullandığınız dil gerekse hissettirdiğiniz o samimi teslimiyet duygusu,
Yunus Emrelerin, Pir Sultanların nefesten nefese taşıdığı o kadim mirası fısıldıyor kulağımıza. Şiirinizde ve paylaşımınızda öne çıkan, ruhu dinlendiren birkaç durağa değinmeden geçmek haksızlık olur:
"Pirim dedi gir ateşe / O ateşte güller açmış" Tasavvufta "ateş", ham ruhun pişmesi, nefsinden arınması için girmesi gereken o çileli yolu temsil eder. Nasıl ki Hz. İbrahim ateşe atıldığında orası bir gül bahçesine döndüyse, pirin (rehberin) gösterdiği o manevi ateş de müridin ruhunda güller açtırır. İlk kıtadan itibaren teslimiyetin huzurunu çok güzel kurmuşsunuz. Zamanın Akıp Gidişi ve "Üç Beş" Hesabı "Biz bakarken üçe beşe / Ömür kuşu çoktan uçmuş" İnsanın dünya telaşıyla, küçük hesaplarla (üçle, beşle) vakit kaybederken hayatın elinden kayıp gidişini "ömür kuşu" imgesiyle anlatmanız çok duru. Şiirin ritmi bu hüzünlü farkındalıkla birleşince insanı doğrudan bir iç hesaplaşmaya davet ediyor.
"Kalp Kararınca Ten Yaşlanınca..." Şiirin hemen altındaki o kısa ve keskin dokunuşunuz aslında her şeyi özetliyor: "Kalp kararınca ten yaşlanınca / Yüzdeki masumiyet kaybolur" Yüzdeki masumiyetin gitmesini fiziksel yaşlanmaya değil, kalbin kararmasına bağlamanız muazzam bir hakikat. İnsan çocuk kalabilir, yeter ki kalbini o manevi kirlerden, kibirden uzak tutabilsin.
Güne düşen, o güzel kurulun da layık gördüğü bu içli şiiriniz için kaleminize, gönlünüze sağlık. Anadolu’nun o duru sesini,
Yunusça deyişleri bugüne taşımaya devam etmeniz dileğiyle... Siz de sağ olun, var olun. Selam ve hürmetle, Allah'a emanet olun.
Kıymetli Yunus Karaçöp, kaleminize ve gönül dünyanıza sağlık. Şiirinizi büyük bir huzur ve hayranlıkla okudum. Dizelerinizde sadece kelimeler değil; teslimiyet, irfan, muhabbet ve Hak aşkı dile gelmiş. Tasavvufun o derin iklimini, sade ama etkileyici bir söyleyişle okuyucunun gönlüne ulaştırmayı başarmışsınız. "Pirim dedi gir ateşe, o ateşte güller açmış." dizesiyle başlayan yolculuk, nefsi arındıran, aşkı olgunlaştıran ve insanı hakikate çağıran güçlü bir mana taşıyor. Pir, mürşit, aşk ve teslimiyet kavramlarını zorlama olmadan, doğal bir akış içinde işlemeniz şiirinize ayrı bir değer katmış. Her kıta, gönül kapısını biraz daha aralıyor ve okuyanı kendi iç âlemine doğru bir muhasebeye davet ediyor. Özellikle "Allah Allah oldu virdim, Rabbim bu nasıl ilaçmış." dizeleri, Hak aşkının insana şifa oluşunu ne güzel ifade ediyor. Şiirinizdeki samimiyet, gösterişten uzak dili ve içtenliği, eserinizi daha da kıymetli kılıyor. Okurken Yunus Emre mektebinin o mütevazı ve hikmet dolu nefesini hissetmemek mümkün değil. Böylesine gönülden süzülen, irfan kokan ve insanı düşündüren güzel bir eseri bizlerle buluşturduğunuz için teşekkür ederim. Rabbim gönlünüzdeki aşkı, kaleminizdeki bereketi daim eylesin. Nice gönüllere dokunan eserlerinizi okumak dileğiyle, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum. 🌿🤲✍️
haddim olmayarak fikrimi yazmak isterim, İslam dininde herkes Allah katında eşittir..
İslam'da ırk, renk, cinsiyet veya sosyal statüye dayalı ayrımcılık kesinlikle yasaklanmıştır. Esas olan adalettir; üstünlük sadece takva (Allah’a olan sorumluluk bilinci) ile ölçülür. Peygamber Muhammed, Veda Hutbesi'nde "Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba üstünlüğü yoktur" diyerek evrensel insan hakları ve eşitlik ilkesini netleştirmiştir.İslam'ın adalet, eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele konusundaki temel prensipleri şu şekilde özetlenebilir:Irk ve Renk Eşitliği: İnsanların farklı ırk ve dillerde yaratılması Allah'ın bir ayeti ve zenginliği olarak kabul edilir Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB). Hiçbir ırkın diğerine doğuştan üstünlüğü yoktur.Adalet ve Hukuk Önünde Eşitlik: Kuran-ı Kerim'de adaletle hükmetmek emredilir. Yasal haklar ve cezalar karşısında herkes eşittir.Cinsiyet Eşitliği: İslam'da kadın ve erkek Allah katında eşit değerdedir Sorularla İslamiyet. Sorumluluklar ve roller farklı olsa da, hak ve hürriyetler ile ibadetler açısından cinsiyet ayrımcılığı yapılmaz.Sosyal Adalet ve Ayrıcalık Karşıtlığı: Zengin-fakir ayrımı gözetilmesi, misafirler arasında ayrım yapılması veya ebeveynlerin çocukları arasında adaletsiz davranması dinen uygun görülmez.
sevgili şair arkadaş pir falan yok...herkes kendi hesabını verecek... günün şiiri ! ben anlamam ,konunun uzmanları layık görmüşse eyvalah...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Bakara Suresi, 286. Ayet: "Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü kılmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır."Fâtır Suresi, 18. Ayet: "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan kimse (günahlarının taşınmasını) istese bile, bu yükten akrabası da olsa hiçbir şey üstlenilmez..."En'âm Suresi, 164. Ayet: "...Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçekleri size bildirecektir."Zâriyât Suresi, 60. Ayet: "İnkâr edenlerin vay haline! Kitaplarını okuyabilecekleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay hallerine!" (İnkâr edenlerin kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarını kendi başlarına çekecekleri vurgulanır).
hurafelerden uzak duralım kuran ı kerim yani Allan u tala ne emrediyorsa ona uymaya çalışalım... Karan da olmayan şeyi varmış gibi yazarsanız bu büyük bir vebal olur...
Mürşidin Eli ve Ruhun Şifası: İlk kıtadaki o "nurlu er" ile karşılaşma, ruhun muhtaç olduğu o manevi elin uzatılışı çok zarif tasvir edilmiş. İnsanın kendi içindeki cevheri fark eden bir rehbere (pirine) duyduğu o derin hürmet, şiirin temelini çok sağlam kuruyor.
İlahi Aşkın İlacı: "Allah Allah oldu virdim / Rabbim bu nasıl ilaçmış" dizeleri, zikrin ve ilahi aşkın insan ruhundaki tüm dertleri bir rüzgar gibi savurup götüren o mucizevi şifa yönünü çok duru anlatıyor.
Anlamlı ve insanı tefekkür etmeye sevk eden çok güzel bir şiir. Hikayesi ise çok daha hoşuma gitti. Ne diyor hikayede; "Bülbül ayrılsa Gül’den bir zavallı kuş olur Takılıp ta kargaya sonunda berduş olur.." İşte o kadar... Saygılar selamlar hocam
Dünyevi dertleri bir kenara bırakıp ilahi aşkın o şifalı ilacına sığınmayı o kadar samimi ve akıcı mısralarla anlatmışsın ki hayran kalmamak elde değil yüreğinize sağlık
Sevgili Yunus. ____ Yüreğin derinliklerinden süzülüp gelen, tasavvufun irfan iklimini başarıyla yansıtan çok anlamlı bir eser olmuş. Şiirde "pir", "ateş", "gül", "aşk" ve "Allah" imgeleri sadece birer sembol değil; hakikate yürüyen dervişin içsel yolculuğunun durakları hâline gelmiş. "Pirim dedi gir ateşe / O ateşte güller açmış" dizeleri, nefsin ateşinde yanmadan hakikat güllerinin açmayacağını güçlü bir metaforla anlatıyor. Şiirin dili yalın olmasına rağmen taşıdığı mana oldukça derin. Her dörtlükte teslimiyet, tevekkül ve ilahi aşka duyulan özlem biraz daha büyüyor. Özellikle "Ben pirimde aşkı gördüm / Aşk gönlüme meğer taçmış" dizeleri, mürşidin gönülde uyandırdığı ilahi aşkı etkileyici bir şekilde dile getiriyor. Finalde yer alan "Halimi pirime sordum / İşim zor yolum yamaçmış" ifadesi ise hak yolunun çetinliğini, fakat o yoldan dönmeyen bir gönlün sadakatini çok güzel özetliyor. Hece ölçüsüne yakın ritmi, akıcı söyleyişi ve içtenliği sayesinde şiir baştan sona aynı manevi atmosferi koruyor. Okuyanı sadece dizelerle değil, hisle de kuşatan; gönülde tefekküre kapı aralayan, samimiyeti yüksek ve iz bırakan bir çalışma olmuş. Kaleminiz ilahi aşkın nuruyla daim olsun. Gönlünüzden süzülen bu hikmet damlaları nice güzel şiirlere vesile olsun. Saygı ve muhabbetle.
Tek kelimeyle mükemmel bir çalışma.Yüreğinize ve ✏️ inize sağlık hocam.Maşallah.Tebrik ediyor saygılar sunuyor başarılarınızın devamını diliyorum.Selam ve dua 🤲 ile. "İlim irfan yurduna gel Daim Pirin emrinde kal Onun sözünden feyiz al Pirler daim başta taçmış"
Yüreğinize sağlık üstadım, her yüreğe Hak yolunda yürümek ve O'nun nuruyla nurlanmak nasip olsun inşallah. Kaleminiz kavi, duygunuz daim olsun.Selam ve saygılar.
Tasavvufi tarikat, hakikat, marifet kapılarını aralayarak cemdeki **demi** dile getiren derin bir eser düşmüş gönül kaleminden usta... Bize tebrik etmek düştü... Saygılarımla
Âşkı yakar kahrı yakar Bir vaveyla bağrı yakar Sükûtunda çağrı yakar Kimler gelmiş kimler göçmüş...
Maşallah Kaleminize bereket, güzel gören yüreğinize sağlık Sizi canı gönülden kutluyorum Daha nicelerine okumak dileğiyle inşallah Saygı ve selamlarımla, sağlıcakla kalınız
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.