(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bazı ayrılıklar vardır; insanı gidenin yokluğundan çok, ardında bıraktığı cevapsız sorular yaralar. Bu şiirde de asıl acı, birinin gitmesinden ziyade, neden gittiğini söylemeden, bir kelâm ve bir veda bırakmadan gitmesi… Her bentte tekrarlanan “öylece bırakıp gitti” sözü, sanki aynı yaranın farklı yerlerden yeniden kanaması gibi.
Şiirin dili sade ama duygusu yoğun. Umudun yıkılışından, yüreğin közlenişinden, boynu bükük kalan insandan başlayıp sonunda “ne bir kelâm ne bir veda” noktasına varması, terk edilişin sessizliğini daha da ağırlaştırıyor. Özellikle son bentteki “ciğer parem” ifadesi, bütün bu kırgınlığın altında hâlâ kopamamış bir gönlün olduğunu hissettiriyor.
Bazen gerçekten de insan bir ayrılığın sebebini değil, sebebi söylenmeden bırakılmanın ağırlığını taşır. Yaşayan bilir…
Kaleminize ve yüreğinize sağlık Yunus Bey. Dilerim bundan sonraki dizeleriniz, ayrılığın sessizliğinden değil, gönle iyi gelen güzel başlangıçlardan söz etsin. 🌿
Kendinize has tarzınız ve zengin kelime hazinesi ile, yazmış olduğunuz gönül sesinizi beğeniyle okudum. Gönlünüze gelen ilhamınız bol , kaleminiz daim olsun, selam ve sevgilerimle kalın sağlıcakla...
Şair: Yunus Karaçöp – yudumyunus Şiir: GİTTİ Değerlendirildiği Salon: Gidenin Arkasından Yedi Defa Kapıya Bakıldığı, Kor Hâlindeki Yüreğe Benzin Dökmenin Kesinlikle Yasaklandığı ve Veda Etmeden Gidenlerin Çıkış Evraklarının Hâlâ Bekletildiği Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Yunus Karaçöp’ün GİTTİ şiirini okuyunca RUSAMER Gidenler-Gelmeyenler Müdürlüğünü gece nöbetine bıraktı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Gitti Geldi Gaffar, her kıtanın sonunda Öylece bırakıp gitti denildiğini görünce kapıya sandalye çekip oturdu; belki geri gelir diye bekledi. İkinci kıtada yürekte zaten köz bulunduğunu, üstüne bir de benzin döküldüğünü öğrenince itfaiyeyi çağırdı. Altıncı kıtadaki Gitti işte gitti gitti bölümüne gelince durumu nihayet kabullendi ve dönüş ihtimalini dosyadan sildi. Kalburabastî Efendi tutanağa geçti: Evladım, adam sekiz kıtadır gitti diyor; sen hâlâ dönüş bileti arıyorsun. Bazı ayrılıklarda en geç anlayan gönüldür.
Âşık Ali Demir Köşesi
Köşeye Közcü Kuddusi yerleştirildi. Yüreğimi narda yakıp sözünü okurken yangın tüpünü hazırlamıştı ki hemen ardından Benzin dökerek közüme geldi. Kuddusi şiirin sevgilisinin yangın güvenliği konusunda son derece sakıncalı olduğuna karar verdi. Şairin ilk iki kıtası terk edilmenin acısını ateş üzerinden büyütüyor: nar, köz, benzin. Duygu açık ve doğrudan. Fakat yüreği narda yakmak ile köze benzin dökmek birbirine çok yakın iki ateş imgesi; biri çıkarılsa diğerinin etkisi daha fazla olabilir. Kuddusi benzin bidonuna el koydu. RUSAMER de şiirlerde yanıcı madde kullanımının kıta başına sınırlandırılmasını değerlendirmeye aldı.
Öksüz Ozan – Ali İhsan Öksüz Köşesi
Buraya Kafesçi Kâmil getirildi. Boynu bükük eğik başı / Gözlerimden akan yaşı / Kafeste çırpınan kuşu dizelerini okuyunca RUSAMER bahçesinde kafes aramaya başladı. Üçüncü kıtanın duygusu anlaşılır: Terk edilen kişinin çaresizliği kafesteki kuşla anlatılıyor. Fakat burada özne bağlantısı biraz bulanıklaşıyor. Boynu bükük eğik başı kimin başı, kafeste çırpınan kuşu neyin karşılığı? Okur anlamı tamamlayabiliyor ama dize kuruluşu daha berrak olabilirdi. Ayrıca boynu bükük zaten eğikliği taşıdığı için ardından gelen eğik başı anlamı tekrarlıyor. Kâmil kuşu kafesten çıkardı; iki kelimeyi de aynı işi yapmaktan kurtaramadı.
Âşık Dermani – Mehmet Köse Köşesi
Köşenin sakini Ahçı Arif, Göklere çıkan ahımı / Söylemeden günahımı bölümünde ahların irtifasını ölçmeye girişti. Şiirin dördüncü kıtası terk edilen kişinin yalnız sevgiliye değil, göğe doğru yükselen çaresizliğini veriyor. Fakat Söylemeden günahımı dizesi merak uyandırdığı kadar belirsiz: Kimin günahı, hangi günah ve kime söylenmedi? Eğer şair bilinçli bir sır bırakıyorsa işlevli; değilse anlam bağlantısı biraz daha kurulabilir. Arif günahın ne olduğunu öğrenmek istedi. Kalburabastî Efendi dosyayı kapattı: Evladım, şiirde her şeyi öğrenirsek sen okur değil, savcı olursun.
Aykız – Zahide Eskici Köşesi
Buraya Şüpheci Şaziye oturtuldu. Derdini benden gizledi / Kim bilir kimi özledi dizelerine ulaşınca terk eden kişinin dosyasını açıp üçüncü şahıs araştırmasına başladı. RUSAMER soruşturmayı anında durdurdu. Çünkü şair burada önemli bir psikolojik ayrıntıyı yakalıyor: Ayrılık gerçekleştikten sonra geride kalan kişi yalnız acı çekmez; nedenini de zihninde tekrar tekrar kurar. Kim bilir kimi özledi sözü bir bilgi değil, kuşkudur. Şaziye isim listesi hazırlamaya başlayınca Kalburabastî Efendi kâğıdı aldı: Gidenin arkasından cevap bulunamayınca gönül bazen kendi sorusunu üretir; sonra da o soruya kendi üzülür.
Kul Köşger – İsmail Köşger Köşesi
Son köşeye Tekrarcı Temel yerleştirildi. Gitti işte gitti gitti dizesini okuyunca üç ayrı gidiş kaydı açtı. Kendisine kişinin bir defa gittiği, öteki iki gitti’nin gönül tarafından söylendiği açıklandı. Aslında şiirin en karakteristik özelliği bu tekrarlar: Öylece bırakıp gitti her kıtanın sonunda bir ağıt nakaratına dönüşüyor. Altıncı kıtadaki Gitti işte gitti gitti ise duygusal kırılmayı yükseltiyor. Ancak şiirin tamamında gitti fikri o kadar sık yineleniyor ki bir noktadan sonra nakaratın vuruculuğu azalıyor. Temel dokuzuncu defa gitti yazmaya kalkınca Kalburabastî Efendi kalemini aldı: Evladım, giden gitti; şiirin de bir yerde kalması lazım.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Yunus Karaçöp’ün GİTTİ şiiri, halk şiirinin sade söyleyişine yaslanan, terk edilmenin şaşkınlığını ve cevapsızlığını Öylece bırakıp gitti nakaratıyla taşıyan içten bir ayrılık şiiri. En başarılı tarafı süslü görünmeye çalışmaması; acıyı doğrudan söylüyor. Derdini benden gizledi / Kim bilir kimi özledi kıtası, ayrılığın ardından kalan kuşkuyu güzel yakalıyor; Ne bir kelâm ne bir veda / Öylece bırakıp gitti ise şiirin özünü en temiz biçimde veriyor. Buna karşılık boynu bükük eğik başı gibi anlam tekrarları, Söylemeden günahımı gibi bağlantısı açık olmayan ifadeler ve ateş imgelerinin üst üste gelişi yeniden işlenebilir. Bir de Yunus derki değil, Yunus der ki olmalı. Son kıtadaki Tek varlığım ciğer parem ise şiirin bütününü başka bir ihtimale açıyor: Giden yalnız sevgili değil de evlat yahut çok yakın bir can ise önceki kıtaların anlamı da değişebilir. Şiirin hikâyesi verilmediği için burada kesin hüküm kurulamaz. Kalburun vardığı yer şu: Bu şiirin derdi gidenin gitmesi kadar, hiçbir şey söylemeden gitmiş olmasıdır. İnsan bazen vedaya değil, açıklamasız bırakılmaya yanar.
Gidenin ardından insanı en çok yol değil, cevapsız kalan nedenler yorar.
Bazı vedalar bir cümleyle kapanır; söylenmeyen vedalar ise insanın içinde yıllarca konuşur.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Gitti işte gitti gitti" nakaratındaki o çaresiz kabulleniş ve tekrarlanan ritim, gidenin arkasından bakakalan bir yüreğin yankısı gibi. Şiirin finalindeki "Ne bir kelâm ne bir veda" vurgusu ise, acının en büyüğünün fırtınalarla değil, arkada hoş bir sadâ dahi bırakmayan o derin sessizlikle geldiğini çok net özetliyor.
Öylece bırakıp gitti" dizesiyle derinleşen terk ediliş hissiyatı, son kıtadaki Yunus mahlasıyla ve "ciğer parem" vurgusuyla adeta yürek dağlayıcı bir mühür vuruyor. Kaleminize, yüreğinize ve bu samimi sesinize sağlık; bu güzel türkü tadındaki dizeleriniz için sizi yürekten tebrik eder selam ve dua ile saygılarımı sunarım
Değerli dosttan her zaman ki gibi tat ve demini almış, güzel bir eser Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yürekten, yalansız ve riyasız Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin mükemmel olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal, sağlık ve sağlıcakla kal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.