5
Yorum
28
Beğeni
0,0
Puan
83
Okunma
bir sabah daha çöktü üstüme,
ışık değil karanlıkla uyandım.
yatağımda değil,
yaramdan doğruldum bu sabah.
derin bir sızı vardı kaburgamda,
ve her nefeste biraz daha büyüyordu.
kimse duymadı o çatırtıyı içimde
ben bile...
ancak geceleri yankılanıyordu o sessizlikte.
kapımı çalan olmadı bu sabah da.
ne bir nasılsın,
ne bir özledim...
bir mesaj bekledim belki oda olmadı.
ama yarım kalan bir cümlenin sancısıyla
uyanmak tanıdık artık bana.
kanıyordu, evet…
ama sadece yaralarım değil,
içimdeki son inanç da tükeniyordu
her geçmiş olsun cümlesi,
bir taş gibi düştü yüreğime,
çünkü geçmiyordu hiçbir şey.
geçmiyordu zaman,
unutamıyordum ismini,
silinmiyordu izlerin.
nefesim...
bir çocuğun karanlıkta kaldığı ilk geceki gibi,
üşüyordu sahipsizlikten.
sesim titriyordu,
sensizlikten değil,
vefasızlıktan.
senin olmayışın değildi mesele,
senin hiç olmamış olmandı.
o yüzden ağırdı bu yük,
o yüzden yırtılıyordu içimden geçen her kelime.
ben iyiyim dedikçe
bir parçam daha ölüyordu içimde.
bak,
ben hala o sokakta yürüyen çocuk gibiyim,
elinde oyuncak yerine acısını tutan.
bir gülümsemeyi dilenen,
ama her bakışta
bir adım daha küçülen…
bu yaralar,
bu suskunluklar,
bu eksik kalan sabahlar.
hepsi senden...
hepsi senin hiç bakmadığın yerlerden.
kimse bilmez belki bunu,
kimse anlamaz.
zaten anlamasın da…
sen bil yeter.
sen ki, bir zamanlar her şeyim sandığım,
sonra her şeyimi alan o vefasız,
sen bil yeter...
çünkü bu yükü artık yalnız ben taşımıyorum.
*
Mehmet Demir
5718
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.