0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
113
Okunma

Balkanlar’dan esen rüzgâr, dağdan dağa ses verir,
Vardar Nehri akar gider, yüreğe nefes verir.
Otantik çarşılarında tarih canlanır bir bir,
Geçmişin izleri durur, her sokak bir mazedir.
Üsküp’ün köprüsü eski, taştan örülü yolları,
Saray mutfağından kokar Osmanlı’nın kolları.
Selsko meso pişer elbet, lezzet verir masaya,
Umutla bakan gözler, yer bırakmaz tasaya.
Gezdiğin her adım toprak, ecdadın bir ahıdır,
Şükredip doyan gönüller, bu yolun sultanıdır.
Bükülen doğrular elbet bir gün göğe yükselecek,
Herkes baksın işine, tarih bizi bilecek.
Evlad-ı fatihan derler, sinemizde gizli can,
Mostar’ın kemerlerinde nabız gibi atar kan.
Akşamüstü Ohri Gölü, sularında bin feryat,
Kader deriz bu yollara, seyahattir bu hayat.
Boş laflarla ömür bitmez, yola çıkan iz bulur,
Gözü olan her bir fani bu çarşıda yön bulur.
Dedikodu uzağımda, benim işim hakikat,
Balkanlar’dan Kastamonu’ya ulaşıyor bu feryat.
Kimi masal anlatır durur, kimi yazar özünü,
Şair olan bükmez asla, dosta söyler sözünü.
Kapattım kulaklarımı gereksiz her gürültüye,
Kendi yolum rehberimdir, bakmam gayri gölgeye.
Tamer KARAKAŞ
05.07.2026 / Kastamonu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.