0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Anıların toz tuttuğu o eski odalara,
Geride bıraktığımız baba ocaklarına...
Ve gurbet dönüşü o eski eşikte biriken,
Tüm buruk özlemlere selam olsun.
Eşik
Yıllar sonra döndüm kapına baba ocağı,
Cebimde gurbetten kalma bir avuç yorgunlukla.
Anahtar kilitte dönerken çıkan o eski ses,
Beni çocukluğumun saklambaç oynadığı koridora fırlattı.
Kokun hâlâ sinmiş duruyor odaların sessizliğine,
Ben geldim babam, bak büyüdüm de geldim...
Duvarda asılı duruyor o eski siyah beyaz fotoğraf,
Zaman orada donmuş, biz hep çocuk kalmışız gibi.
Annemin elinin değdiği o sessiz mutfak tezgâhı,
Artık ne bir çorba kaynatıyor ne de bir tıkırtı var.
Ocak soğumuş, perdeler sararmış hasretinden,
Anılar birikmiş köşelerde, toz tutmuş her bir anı...
Bahçedeki o ihtiyar dut ağacı da eğmiş boynunu,
Bizimle büyüyen dalları kurumuş yalnızlıktan.
Değişmiş sokaklar, yabancılaşmış tanıdık yüzler,
Zaman her şeyi ufalayıp dökmüş avuçlarına.
Bir ben kalmışım eski yerimde, bir de bu dinmeyen sızı,
Büyümek dedikleri, meğer birer birer eksilmekmiş buralarda...
Şimdi eşiğinde durup ağladığım bu boş ev,
Bana gurbetten daha ağır geliyor Taşköprü’de...
Duvarlar fısıldıyor geçmişin o neşeli seslerini,
Ben ise ceplerimde biriken o geç kalmışlıkla kalıyorum.
Anladım ki baba ocağı sadece taştan, ahşaptan değilmiş,
Gidenlerin ardından geriye kalan en büyük enkazmış meğer.
Tarih: 30.06.2026
Tamer KARAKAŞ
Taşköprü / KASTAMONU
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.