0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
72
Okunma
Şairin Notu:
Her dönüşü bir ayrılık olanlara,
Bavuluna sığmayan anılarla yola düşenlere...
Ve gurbet yollarında her kilometrede,
Biraz daha eksilen tüm yolculara selam olsun
Yol Ayrımı
Yine düştük gurbetin o bitmek bilmeyen yollarına,
Bavulumda memleketin kokusu, içimde birikmiş bir kış...
Otobüs camından geride kalan dağlara bakarken anladım;
İnsan memleketinden değil, aslında kendi canından kopuyormuş.
Tekerlekler döndükçe içimdeki o çocuk biraz daha sessizleşti,
Arkama bakmaya korktum, biliyordum o boş ev hâlâ bana bakıyordu...
Bavula sığmayan anılar refakat ediyor bu gece bana,
Kulağımda anamın duası, babamın o son tembihi çınlıyor.
Her kilometrede biraz daha yabancılaşıyor gökyüzü,
Yol çizgileri ömrümden birer parça eksiltip götürüyor.
Uzakta beliren o büyük şehrin soğuk ışıkları yaklaştıkça,
Gurbet, eski bir düşman gibi yine tam kalbimden tanıyor beni...
Her gurbet dönüşü, aynada kendimi biraz daha yorgun buluyorum,
Yollar, saçlarıma düşen akların gizli şahidiymiş meğer.
Sonunda geldik o bildik kapının, o yabancı odanın eşiğine,
İçeride beni bekleyen tek şey, duvarlara sinmiş o eski sessizlik.
Montumu asarken koridora, sanki gençliğimi de bırakıyorum orada,
Büyümek dedikleri, kendi gurbetinde sessizce yaşlanmakmış meğer...
Şimdi hangi otobüs geri götürür beni o çocukluğuma,
Hangi yol çıkarır kaybettiğim o huzurlu akşamlara?
Ömür dediğin bir bavul, gurbet ise hiç bitmeyen o sürgün yolu,
Biz memleketi içimizde taşırız da, yollar bizi hep eksiltir.
Anladım ki insanın asıl gurbeti, doğduğu topraklardan çok,
O topraklarda bıraktığı masum çocukluğuna bir daha dönememesiymiş...
Tarih: 30.06.2026
Tamer KARAKAŞ
KASTAMONU
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.