0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
101
Okunma

ARAF’IN AYNASI
Hangi dilden döküldün ey kelamın gölgesi,
Söyle, sağır kulakta patlar mı hakkın sesi?
Yürüdün, menzile mi vardığını sandın sen?
Yolcu mu yola mahkûm, yol mu onun kölesi?
Beşikten mezara dek kurulan bu kör pazar,
Sonsuzluk uykusuna kaç ömürlük yer kazar?
Gökyüzünü satarken yeryüzünün cücesi,
Sahi, kimin kalemi bu kaderi düz yazar?
Bir tohumun kalbinde saklıyken koca orman,
Hangi dertli kuluna dertten doğmuştur derman?
Karanlığı öperek aydınlanan zihinler,
Bilmez mi ki cellada boyun eğdirir ferman?
Gözlerin gördüğü mü, kalbin körlüğü mü asıl?
Zaman bir illüzyonken, nasıl biter bu fasıl?
Kendi küllerinden doğan o anka kuşu bile,
Yanmaktan yorulup da vazgeçti mi sence, nasıl?
Şimdi sarsılsın dünya, yıkılsın tüm kalıplar,
Edebi bir tufanda erisin tüm kayıplar.
Bu defterin bağrına saplanan her kutsal ok,
Göstersin ki mısradır tahtı yıkan tek kutup!
Söz biter, yankı kalır evrenin boşluğunda,
İnsan sarhoş uyanır ömrün sarhoşluğunda.
Bir eyvallah çekeriz zamansız her gidişe,
Ey okur, sen neredesin bu varlık yokluğunda?
Tamer Karakaş
30.06.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.