1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
137
Okunma

ZAMANSIZ YOLCU
Bir mısra düşer geceye, sessiz ve derinden,
Yorgun kelimeler sıyrılır eski yerinden.
Zaman bir nehir gibi akıp giderken avcumdan,
Kimin ahıdır sızan bu geçmişin borcundan?
Mürekkep kokan sokaklarda aradım izini,
Gökyüzü bile saklamış o mahzun yüzünü.
Bir yaprak dökülür, bir ömür biter ansızın,
Sahi, kimindir bu sönmeyen dilsiz sızın?
Gölgen mi arkandan gelir, yoksa sen mi gölgenin?
Hangi aynaya baksan, yabancısıdır çehrenin.
Yürüdüğün yollar mı biter, ayakların mı yorulur?
İnsan en çok kaçtığı kuyularda mı boğulur?
Bir sessizlik sarar ki, seslerden daha gür,
Ruh dediğin bu tende ne kadar süre özgür?
Kilitli kapıların ardında anahtar aranır,
Bilmezler ki asıl kilit, zihinde saklanır.
Şimdi bir şiir rüzgarı sarar dört bir yanımı,
Dizeler canlandırır damarımdaki kanımı.
Suskun kalpler dillenir bu defterin sayfasında,
Biz mi hayatı yaşadık, hayat mı bizim sırtımızda?
Toprak her şeyi örter de üstünü unutanın,
Hükmü kalır mı dünyada hırsla taht kuranın?
Bir eyvallah kalır şairden, bir de soluk mısra,
Sorarım sana ey okur; kim muhtaç bu asra?
Tamer Karakaş
30.06.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.