3
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
62
Okunma

yıllar geçti.
saçlarıma düşen aklar çoğaldı.
yüzümde yeni yeni çizgiler belirdi.
insan yaşlandıkça bazı şeyleri unutur derler.
ben unutamadım.
bazı günler vardır,
takvimden geçer gider.
bazıları ise adeta insanın içine yerleşir.
kerbela öyle bir gündü.
aradan yıllar geçti.
nice çocuk büyüdü.
nice şehir değişti.
nice hükümdarlar geldi geçti.
ama ben hala o çölü hatırlıyorum.
bazen bir rüzgar eser.
kum kokusu getirir.
gözlerimi kapatırım.
yine kardeşimi görürüm.
yine abbas’ın sesini duyarım.
yine çocukların susuzluğunu hissederim.
insan bazı acıları yaşamaz.
taşırmış.
ben de taşıdım.
bir ömür boyunca.
bana sık sık sorarlar
kerbela’nın en zor yanı neydi diye
ne susuzluk derim.
ne esaret.
ne de ayrılık.
en zor olanı,
hakikati görüp de ona sırt çeviren insanları görmekti.
çünkü zulüm,
yalnız zalimlerle büyümez.
sessizlikle de büyür.
şimdi ömrümün sonuna yaklaştım.
geriye dönüp baktığımda
bir şeyi daha iyi anlıyorum.
kerbela sadece bizim imtihanımız değildi.
her neslin önüne konulan bir soruydu.
kimileri hüseyin’in yanında durdu.
kimileri karşısında.
çoğu ise uzaktan baktı.
işte insanı asıl düşündüren budur.
bugün insanlar bizi anıyor.
buna sevinirim.
ama daha çok şunu isterim,
bizi anlamaya çalışsınlar.
çünkü kerbela’nın hatırlanması güzeldir.
fakat onun öğrettiği hakikatin yaşanması daha güzeldir.
ben zeynep’im.
ömrüm boyunca bir emaneti taşımaya çalıştım.
şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum.
çöl çoktan sessizliğe gömüldü.
fakat kerbela’nın sorusu hala canlı.
ve insanlık,
o soruya hala cevap vermeye çalışıyor.
*
Mehmet Demir
17621
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.