1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
SENDEN SONRA
Bütün alfabeyi kutsal bir isyana feda ettim bu gece,
Gidişinin kirini teemmüm ettim mısralarımla,
arındım senden!
Avuçlarımda biriktirdiğim o zehir zemberek "sen"leri,
Fırlattım gecenin şah damarına!
Varsın bu kentin sensizliği kızıla çalsın,
varsın kıyamet kopsun,
Ben o yangının,
o dipsiz çilenin tam ortasında,
inatla,
Boncuk boncuk aşk-ı mavi doğuruyorum küllerimden.
Çocukluğumu o zifiri karanlığa mahkûm ettim,
Hayallerimi dünde kurşuna dizdim.
Varsın yatağımın solu buz tutsun,
bir enkaz gibi yalnız kalsın;
Ben o ölümcül uçurumun kenarında,
o mukadder boşlukta,
Sana ölmeyi bile bir ihtilal gibi seviyorum!
Oysa bir hançer saplar gibi kaybolup gidiyorsun gözlerimin önünden,
Suretin yavaş yavaş,
zalimce siliniyor,
sökülüyor ömrümden.
Hangi kaldırım köşesinde, hangi mapus avlusunda vurulduk sökülerek?
Kim bilir...
Hangi mahşer gününde, hangi aşk mahkemesinde
Hesaba çekiliriz bir daha?
Şimdiden özledim, duymuyor musun? Hücrelerime kadar efkârlıyım!
Sesinin o vurgun,
o fırtınalı,
o kurşun sıkar gibi sarsıcı tonunu özledim.
Güldün mü dünyaları deviren o gözlerinin içini,
o ötelerden gelen cenneti özledim.
O isyankâr sigarayı parmaklarının arasında tutuşunu,
Kederine katık ettiğin o acı tütünü,
o zehirli iksiri yudumlayışını...
Seni uzaktan,
bir yabancı gibi,
paslı bir bıçak gibi saklı saklı ezberlemeyi bile
Deli gibi özledim,
duyuyor musun?
Yokluğun dikiş tutmaz bir yara;
zamansız,
puşt zifirisi ve can yakıcı...
Kalbimin tam merkezinde,
o delice atışların darmadağın kırıkları,
o gizli dehlizleri var.
Seninle soluduğum o daracık dakikalarda seni içime çekmek...
Yiğitçe,
namusluca,
ne muazzamdı!
Sen bilmesen de,
sen fark etmesen de,
Her zerre dumanını,
o eyvallahsız,
o esrarlı bakışını hafızama kazıdım!
Şimdi bütün sığınakları ateşe verdim,
dönüş yollarını yıktım;
Ben o büyük yangınlardan,
o engerek pusuatlarından,
Kendi nefsimin zindanından sağ çıkmış bir sürgünüm artık,
Senin fırtınan vız gelir bana!
Yürüyorum işte;
hem kalbimin çilesini taşıyarak,
hem prangaları eskite eskite,
En hırçın dalgaların,
en koyu karanlıkların üzerine, ileri!
Düştüğüm enkazdan beni sağ çıkaracak bir "sen" yok artık bu şehirde...
Kaldırımlar şahidim olsun ki, bu nefis zindanında sana harcayacak tek bir nefes kalmadı.
Gittiğin yerde kal;
çünkü ben yıktığım köprüleri, terk ettiğim kaleleri bir daha asla inşa etmem!
Emel Abokan
28/06 /2026
00:28
Gittiğin yerde kal;
çünkü ben yıktığım köprüleri, terk ettiğim kaleleri bir daha asla inşa etmem!" 🔥
Bütün alfabeyi kutsal bir isyana feda edip,
gidişlerin kirinden mısralarıyla arınanların sesidir bu...
Sevdayı bir ihtilal gibi yaşayan,
ayrılığı ise eyvallahsız bir sürgün gibi göğüsleyen bir yüreğin haykırışıdır.
"SENDEN SONRA" isimli yeni şiirim şimdi sizlerle. Pusulardan ve yangınlardan sağ çıkmış bir kalbin, prangaları eskite eskite yürüdüğü o hırçın yolu izlemeye hazır mısınız?
Unutmayın;
bazı enkazlardan kimsenin sizi kurtarmasını beklemezsiniz,
kendi küllerinizden tek başınıza doğarsınız.
Yorumlarınızı,
mısralara bıraktığınız kalplerinizi bekliyorum.
👇
✍️
#EmelAbokan #SendenSonra #GününSözü #ŞiirSokakta #EdebiyatNotları
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.