2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
Datça’da aşk başkadır sevgilim,
burada sabahlar başka türlü uyanır.
Güneş, denizin omzundan usulca doğrulurken
sanki dünya yeniden kuruluyormuş gibi
gülümser koylara.
Rüzgârın bile neşesi vardır burada;
saçlarına dokunurken türkü söyler,
badem ağaçları beyaz çiçeklerini
iki âşığın yoluna serpiştirir.
Birlikte yürürüz taş sokaklarda,
zaman acele etmeyi unutur.
Saatler durur da fark etmez kimse,
çünkü mutluluk takvim tutmaz Datça’da.
Bir kahvenin buğusunda,
bir gölgenin serinliğinde,
bir bakışın sıcaklığında yaşar.
Sen güldüğünde deniz biraz daha mavi olur,
martılar biraz daha yüksekten uçar.
Ben buna aşk derim,
başkası tesadüf desin isterse.
Akşam olunca kıyıya otururuz,
güneş yavaş yavaş erirken ufukta.
Turuncu, pembe ve mor renkler
bir ressamın paletinden taşmış gibi
gökyüzünü boyar.
O an anlarsın sevgilim;
hayat yalnızca geçip giden günlerden ibaret değildir.
Bazı anlar vardır,
bir ömre bedel.
Datça’nın geceleri de başkadır.
Yıldızlar öyle yakın durur ki insana,
elini uzatsan avucuna düşecek sanırsın.
Biz yıldız sayarken,
sessizlik bile neşeyle konuşur.
Bir çocuk sevinci yerleşir içimize,
sebebini açıklayamadığımız.
Belki denizdendir,
belki ay ışığından,
belki de aynı düşü paylaşmaktan.
denizin üstünde salınan umutlar kalır.
Datça’da aşk başkadır sevgilim;
ne yangın gibi yakar,
ne fırtına gibi yıkar.
Bir bahar sabahı gibi dokunur insana.
İçinde çiçekler açtırır,
yüzüne güneş düşürür.
Ve ben her gün yeniden anlarım ki;
aşk bazen şehirlerin kalabalığında değil,
bir koyun sessizliğinde bulunur.
Bir elde senin elin,
karşımızda uçsuz bucaksız mavi,
üstümüzde yıldızlarla süslü gökyüzü...
Dünyanın bütün telaşı uzakta kalırken
Datça usulca kulağımıza fısıldar:
"Sevmek, aynı manzaraya bakıp
her gün yeniden hayran kalabilmektir."
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.