3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma

Palamutbükü’nde zaman, saatlerle değil, kıyıya vuran dalgaların soluğuyla ölçülür.
Sabah, denizin tuzu düşer avuçlara. Olta sessizce suya iner; derinlik, aceleyi değil, beklemeyi öğretir.
Datça’nın taş yollarında iki teker döner. Yokuşlar bir nefes, inişler kısa bir sevinç,
rüzgâr yüzü değil, düşünceleri aşındırır.
Öğle sıcağında zeytin gölgeleri kısalır, badem kokusu kayalıkların arasına siner.
Mavi, gökyüzünden çok insanın içine yerleşir.
İkindide birbaskadir burda deniz
Bırakırsın denizin kucağına
Tuz kokar genizin
Güneş çalar sıcağını tene
Ten tuzkokar ....
Akşam, Palamutbükü bakıra keser.
Kayıklar usulca salınırken, ufkun çizgisi bir şiirin ilk dizesi gibi sessizce uzar.
Deniz bir tutku, balıkçılık sabrın dili, bisiklet
özgürlüğün ritmi, şiirse bütün bunların aynı
gökyüzünde birbirine karışan yankısıdır.
Bir günün sonunda
Şükrün terennumu düşer söze
Günde geçti, yarına Allah kerim
Yarın güzel bir güne merhaba
Demek kalır içinde bir çayın
Sıcaklığında sabahın
İlk ışığında
Göksel Eryılmaz Datça palamutbükü
17 Temmuz 2026
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.