2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma

Bazen düşünüyorum…
İnsan birini görünce gerçekten değişir mi?
Bir ses, yıllardır kilitli duran kapıları açabilir mi?
Bir bakış, içimde kuruyan bütün mevsimlere yeniden yağmur olabilir mi?
Bilmiyorum.
Çünkü ne zaman kendime dönüp baksam,
her şey yerli yerinde duruyor gibi.
Saatler dönüyor,
günler geçiyor,
insanlar seviyor,
insanlar kavuşuyor,
insanlar birinin adını duyunca gülümsüyor…
Ben ise sadece izliyorum.
Sanki içimde bir zamanlar büyük bir yangın çıkmış da,
geriye sadece dumanın kokusu kalmış gibi.
Ne heyecanlanabiliyorum,
ne özleyebiliyorum,
ne de birinin gelişini bekleyebiliyorum.
Bazen bir bankta oturan yaşlı bir adamı görüyorum,
elindeki eski bir fotoğrafa bakıp gülümsüyor.
Bir çocuk, annesinin elini sımsıkı tutuyor.
Bir kadın, telefonda duyduğu bir sesle gözlerinin içini aydınlatıyor.
Hayatın içinde dolaşan o görünmez sıcaklığı görüyorum.
Ama nedense bana uğramıyor.
Rüzgâr herkesin saçını okşuyor da,
benim üzerimden geçerken yoruluyor sanki.
Sonra kendi kendime soruyorum;
Neden sevemiyorum?
Bir insanın yokluğunu neden içimde büyütemiyorum?
Neden bir mesaj beklerken kalbim hızlanmıyor?
Neden bir çift göz, bütün düşüncelerimi altüst etmiyor?
Bir ismin etrafında neden dönmüyor aklım?
Neden gecenin bir vakti sebepsizce gülümseyemiyorum?
Neden birini düşünmek, bende bir bayram sabahı hissi bırakmıyor?
Ve daha da kötüsü…
Neden mutlu olamıyorum?
Her şey yolundaymış gibi görünürken içimdeki eksiklik neden susmuyor?
Neden güzel şeyler bile kapımı çalıp geri dönüyor?
Neden herkesin içinde yaşadığı o sıcaklığı,
ben uzaktan seyreden biri gibi hissediyorum?
Bir kahvenin buharında,
bir şarkının en sevilen yerinde,
gün batımının turuncu sessizliğinde,
insanların bulduğu huzuru neden bulamıyorum?
Neden içimde hep yarım kalmış bir cümle dolaşıyor?
Neden her sevinç,
kapımın önüne kadar gelip yön değiştiriyor?
En çok da bunu düşünüyorum:
Neden kalbim kuşlar gibi çarpmıyor?
Neden göğsümün içinde,
gökyüzüne kavuşmak için kanat çırpan bir heyecan yok?
Neden bir ismi duyunca içimde sürüler havalanmıyor?
Neden hâlâ aynı sessizliğin kıyısında oturup,
giden mevsimlerin ardından bakıyorum?
Eskiden olur muydu bilmiyorum.
Belki de bir yerde bıraktım bütün heyecanlarımı.
Belki fark etmeden,
bir vedanın eşiğinde unuttum onları.
Belki de yıllar boyunca susa susa,
kalbimin sesini duyamaz oldum.
Çünkü insan bazen kırılmıyor;
yavaş yavaş eksiliyor.
Bir gün uyanıyor,
eskiden onu heyecanlandıran hiçbir şeyin yerinde olmadığını görüyor.
İşte ben de tam oradayım.
Ne tamamen mutsuzum,
ne de gerçekten mutluyum.
Ne birini bekliyorum,
ne de birinin gelmesine karşı çıkıyorum.
Sadece içimde uzun zamandır açılmayan bir pencerenin önünde duruyor,
hangi rüzgârın gelip perdeyi kıpırdatacağını merak ediyorum.
Belki mesele kimsenin gelmemesi değil.
Belki mesele,
kalbimin çok uzun zaman önce göç etmiş olması.
Şimdi ...
her gün aynı gökyüzüne bakıp,
bir zamanlar içimden geçen o kuşların
geri döneceği mevsimi bekliyorum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.