0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
75
Okunma
Masanın üzerinde yarım kalmış bir kitap var.
Kimse fark etmiyor...
En çok altı çizilen cümlelerin,
en sessiz insanlar tarafından seçildiğini.
Narin...
Adın bile kırılmamak için yavaş söyleniyor.
Sanki yüksek sesle çağrılsa
bir dalın ucundan düşecek son yaprak gibi.
Seni her gördüğümde
bir kitabın son sayfasını kapatmaya kıyamayan biri geliyor aklıma.
Okumaktan yorulmamış...
Yaşamaktan yorulmuş biri.
Kirpiklerinin altında
geceler değil,
okunamamış mektuplar birikiyor.
Gülüşün bile
başkasını üzmemek için kısık sesle açıyor kendini.
Elindeki kitap eskimiyor aslında;
eskiten,
aynı satırda defalarca durup
kendini araman.
İnsan bazen
bir cümleye yaslanarak ayakta kalırmış.
Sen ise
bütün bir ömrü tek bir paragrafın sırtına bırakmış gibisin.
Belki de bu yüzden
sayfaları çevirirken değil,
içini çevirirken yoruldun.
Pencerenin önüne bıraktığın sessizlik,
akşam olunca büyüyor.
Perde kıpırdamıyor,
ama içinde yıllardır dinmeyen bir rüzgâr dolaşıyor.
Bazı kitapların arasına
kurumuş çiçekler bırakılır.
Sen ise
gülüşlerini koymuşsun sayfaların arasına.
Yıllar geçmiş...
Ne kokusu kalmış
ne de rengi.
Tozlanan raflar biliyor;
en ağır yük,
elden düşmeyen kitaplar değildir.
Bitirilemeyen hayatlar,
daha fazla yer kaplar insanın içinde.
Bir fincanın dibinde kalan soğukluk gibi
uzun uzun bekliyorsun.
Kimsenin gelmesini değil,
kendinden yeniden geçebilmeyi.
Bazı cümleler
noktayla bitmez.
İnsan onları sustuğu yerde bırakır.
İşte senin hikâyen de
suskunluğun kenarında katlanmış duruyor.
Ne zaman bir sayfa çevirsen
eski bir mevsim düşüyor dizlerine.
Aynı yağmur,
aynı bekleyiş,
aynı eksiklik...
Kim bilir kaç defa
kendi hikâyeni baştan yazmaya kalktın.
Her defasında
mürekkep kurudu,
kalbin yoruldu.
Sonra öğrendin...
Her eksik sayfa,
kaybedilmiş değildir.
Bazıları,
yeniden başlayabilmek için boş bırakılır.
Ben seni
okunmuş bir kitap gibi değil,
her satırı yeniden nefes alan eski bir şiir gibi gördüm.
Kırılan şey umut değildi.
İnsanı yoran,
onu her gün yerinden kaldırıp
yeniden güçlü görünmeye zorlayan hayattı.
Raflarda bekleyen kitaplar gibi
insan da bazen
yalnızca birinin usulca dokunmasını ister.
Okunmak için değil...
Anlaşılmak için.
Bir gün pencereyi açarsın belki.
Odanın içine giren ilk rüzgâr,
tozları değil,
yıllardır söyleyemediğin cümleleri uçurur.
O zaman anlarsın;
bazı hikâyeler
mutlu bittiği için güzel değildir.
İnsanı ayakta tuttuğu için unutulmaz olur.
Bir gün o kitabı kapatırsan,
sakın yarım kaldığını sanma.
Çünkü bazı hayatlar
son sayfaya ulaşarak değil,
yeniden nefes almayı başararak tamamlanır.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.