0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
76
Okunma

Bulutlar geçiyordu üzerimden,
Öyle ağır,
Öyle sessiz,
Öyle keder yüklü geçiyorlardı ki...
Sanki göğün sırtında taşınan
Eski zamanların bütün dertleri
Bir yer arıyordu kendine.
Baktım,
Her bulutun içinde
Bir annenin sakladığı gözyaşı vardı.
Bir yetimin gece yarısı susturduğu hıçkırık.
Bir ihtiyarın
Kimseye anlatamadığı yalnızlığı.
Bir çocuğun
Kırılmış oyuncağı kadar masum acıları.
Ey yağmur!
Dedim ki sana,
Ben yalnızlığın çocuğuyum.
Rüzgârlarla büyüdüm.
Sessizliklerin dizinde uyudum.
Kendime arkadaş diye
Bazen bir yıldızı,
Bazen bir ağacı,
Bazen de uzaklardan gelen ezan sesini seçtim.
İnsanlar kalabalıklara karışırken
Ben gökyüzüne baktım.
Çünkü yeryüzünde eksilen ne varsa
Bulutlarda izini bulurdum.
Ey yağmur!
Dertleri yere bırakma.
Toprak zaten yorgun.
Ovalar yorgun.
Dağlar yorgun.
İnsanların omuzları yorgun.
Biraz da umut taşı.
Biraz da dua taşı.
Biraz da hayal taşı.
Ben derdimi değil,
Hayallerimi emanet ediyorum sana.
Çünkü dert insanın içinde büyür.
Ama umut,
Başkalarının yüreğinde çiçek açar.
Git...
Yeryüzünün bütün yollarına uğra.
Kimsesiz sokaklardan geç.
Unutulmuş evlerin pencerelerine dokun.
Çatısı akan odalara gir.
Ay sonunu bekleyen insanların sofralarına otur.
Ve benim içimde sakladığım
Bütün sıcaklığı bırak oralara.
Ben üşümeye razıyım.
Yeter ki bir çocuk ısınsın.
Ben yalnız kalmaya razıyım.
Yeter ki bir kalp kendini yalnız sanmasın.
Ey yağmur!
Bir zamanlar
Hüseyn’in susuz dudaklarına değemeyen suyun
Asırlardır taşıdığı hüznü biliyorum.
Kerbelâ’nın kızgın kumlarında
Göğe yükselen o sessiz feryadı da...
İşte şimdi,
İçimde kalan son sıcaklıkları da al.
Acılarımı değil.
Acılar zaten benimle yürümeyi öğrendi.
Hayallerimi al.
Dualarımı al.
İnsanlığa dair bütün inancımı al.
Ve onları
Soğumuş kalplere götür.
Umudunu kaybetmiş gözlere götür.
Yolunu kaybetmiş gençlere götür.
Yalnız bırakılmış yaşlılara götür.
Ve özellikle...
Gece olunca sessizce ağlayan çocuklara götür.
Çünkü ben öğrendim:
İnsan kendisi için yaşadıkça küçülüyor.
Başkaları için yandıkça büyüyor.
Bir mum gibi...
Kendi gövdesinden eksilerek
Etrafına ışık veren bir mum gibi.
Ey yağmur!
Bir gün yeniden gelirsen,
Ben burada olmayabilirim.
Bu dağların arasında,
Bu sessiz yolların kenarında,
Bu yalnızlığın kıyısında...
Fakat taşıdığın duaların bir yerlerde filiz verdiğini görürsen,
Bir çocuğun yüzünde sebepsiz bir tebessüm,
Bir annenin gözünde dinmiş bir korku,
Bir ihtiyarın kalbinde yeniden yeşeren bir umut görürsen,
Bil ki
Bir zamanlar bulutlara emanet ettiğim düşler
Oraya ulaşmıştır.
Ve ben,
Göğün sonsuzluğuna bıraktığım o emanetlerin
Yeryüzünde açan çiçeklerini seyrediyorumdur.
Sessizce...
Bir yağmur damlasının içinden.
Erol Kekeç/06.06.2026/Sancaktepe/İST
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.