0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
20
Okunma
Ne rüzgârın sesinden eksik kaldık,
Ne de yolların tozundan...
Gökyüzünün mavisini paylaştık uzun uzun,
Bulutların şeklinden, kuşların göçünden,
Mevsimlerin telaşından söz ettik.
Eskimiş şarkıların nakaratlarına sığındık,
Başka hayatların kahramanlarını anlattık birbirimize.
Hangi şehrin sokakları daha dar,
Hangi limanın denizi daha hırçın;
Haritalar üzerinde gezdirdik ellerimizi.
Pencerelerin dışından süzülen ışıklara baktık,
Güneşin batışındaki o kızıl sessizliğe...
Başkalarının gülüşlerini taşıdık soframıza,
Yabancı acıların yasını tuttuk beraber,
Dünyanın gürültüsünü dinledik can kulağıyla.
Saatlerin tiktakları arasında kayboldu yankımız,
Geçmişin tozlu raflarından hikayeler seçtik.
Yarının planlarını kurduk derme çatma,
Eşyaların dilinden, renklerin uyumundan,
Dışarının kalabalığından bahsettik durmadan.
Binlerce kapı açtık yabancı evlere,
Bir kendi kapımızın eşiğinde oturduk öylece.
Dili olan her şeyi konuşturduk da şu hayatta;
Bir tek kalbimizin lisanını unuttuk,
En çok kendimize sustuk, en çok bizi unuttuk.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.