4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
100
Okunma
“İnsan en çok, kırılacağını bile bile kalbini emanet ettiği yerde yorulur.”
Merhaba kır çiçeği…
Seni de mi yalnız bıraktılar bir başına?
Rüzgâr vurdukça boynunu eğen o sessiz dallar gibi,
Sen de mi sustun için acıya alışınca?
Kim bilir kaç mevsim geçti üstünden,
Kaç insan dokunup da yarım bıraktı seni…
Şimdi en tenha akşamların kıyısında,
Kendi kokuna sarılıp ağlıyorsundur belki.
Ama unutma;
En güzel çiçekler kalabalık bahçelerde değil,
Kimsenin uğramadığı yollarda açar bazen…
Günüm, yorgun bir akşamın omzunda geçiyor kır çiçeği…
Güneş bazen uğrayıp saçlarımı okşuyor,
Bazen de bulutlar kıskanıp saklıyor onu benden.
Yağmurlar mı…
Onlar hâlâ unutmuyor beni.
Her damla, içimde sakladığım bir hatıraya düşüyor sanki.
Toprak kokusu yükseldikçe,
Yalnızlığım biraz daha filizleniyor gecelere.
Peki sen kır çiçeği…
Hâlâ rüzgâra karşı dimdik durabiliyor musun,
Yoksa seni de soldurdu mu beklemek?
Haklısın kır çiçeği…
İnsan bazen beklemekten değil,
Yanlış ellere denk gelmekten yorulur.
Kimisi sever gibi yaklaşır,
Ama avuçlarında merhamet değil hoyratlık taşır.
Kopardığında bir çiçeği güzelleştirdiğini sanır,
Oysa kökünden ayırdığı her şey biraz ölür içinde.
Sen yine de korkunu saklama;
Çünkü bazı çiçekler kendini koruyarak yaşar.
Her geleni bahar sanma,
Her dokunanı da dost…
Ve unutma;
Toprağına ait olan yağmur seni incitmez.
Gerçekten seven biri,
Üzerine basmaya değil,
Etrafında çiçek açtırmaya gelir.
İşte o gün anlarsın…
Sevdanın bir insanın adını ezberlemek değil,
Yokluğunda bile onu incitmemek olduğunu.
Bir çift gözün içini ısıtan şeyin aşk değil de merhamet olduğunu,
Ve kalbini gerçekten sevenin
Seni kırmamak için kendi suskunluğuyla savaştığını…
İşte o gün anlarsın;
Bazı insanlar gider,
Ama bıraktıkları his ömür boyu kalır içinde.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.