19
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
335
Okunma

Şimdi veda vaktidir, bu sessizliğin içinden geçip gidiyorum,
Ardımda bıraktığım tek şey, omuzlarına yüklediğim bu ağır ah.
Sen beni bir Eylül sonunda kimsesiz bıraktın ya,
Gün gelecek, göğün gürlemesi senin de yüreğinde yankılanacak.
Bana verdiğin sahte sözleri birer birer topladım gözlerinden,
Şimdi her biri birer köz olup senin de yoluna düşecek.
Gidişinin ardından bıraktığın bu enkazın altında kalırken,
Nefesin her kesildiğinde beni, son bakışımı hatırlayacaksın.
Lal olmuş bir dilin sızısını taşıyorum şimdi göğsümde,
Sen ise yeni başlangıçların sarhoşluğunda yürüdüğünü sanıyorsun.
Ama aynadaki soğuk yüzünle baş başa kaldığında,
Geçmişin hayalleri odanda volta atmaya başladığında.
Kaçacak yer bulamadığın anlarda
işte o zaman anlarsın beni.
Hançer yarası sözlerin vardı ya hani, kalbime inen,
Onlar şimdi birer birer senin vicdanına saplanacak.
Oturduğun sol çeperindeki boşluk hiç dolmayacak,
Kime gitsen, kimin elini tutsan beni göreceksin yabancı yüzlerde.
Eylül bakışlım diye sevmiştim seni, oysa sen bir kışı bıraktın bana,
Toza dumana kattığın bu ömrün hesabını elbet vereceksin.
Bavullar dolusu özlemi ben taşıdım, şimdi sıra sende,
Yükün altında belin bükülüp, dizlerin yere çarptığında...
Saate bakıp da sabahı edemediğin bitmek bilmez gecelerde,
Tan yeri ağarırken hayalimle göz göze gelip de sarsıldığında,
Aklınla kalbim arasındaki savaşı her seferinde kaybettiğinde,
İçindeki yangını söndürecek tek bir damla bulamadığında...
İdam mahkûmu gibi bekliyorum demiştim ya buz gibi odada,
Şimdi sehpayı senin yüreğine kuruyorum bu gidişimle.
Kendi ellerinle astığın sevdanın vebali boynuna dolandığında,
Her nefes alışında ipin biraz daha sıkıştığını hissettiğinde...
Ben artık alışmaya çalışıyorum yokluğuna, boynumu büktüm kadere,
İçimin okyanusuna bıraktım tüm yaşları sessizce.
Ama sen, sahte huzurunun içinde ansızın bir sızı duyduğunda,
Kalbimin atışındaki mecburi yorgunluğu fark ettiğinde...
Kaburga kemiklerim birbirine geçiyor sanki seni her andığımda,
Bir ceylanın ürkekliğiyle çığlık çığlığa eriyor ciğerlerim.
Bu acının tarifi yok, bu yangının dumanı gizli,
Sen de bir gün böyle sebepsiz, böyle derinden sarsıldığında...
Ne olur gelme artık düşlerime, kirletme bu son vedayı,
Ben seni içimde öldürene kadar ne yollar aştım, bir bilsen.
Şimdi bu veda, senin için bir özgürlük gibi görünse de,
Aslında en büyük hapishanen kaçtığın anıların olacak.
Mahşere bıraktığım son nefesin sitemi var üzerimde,
Al senin olsun bu ayrılığın tüm ağır yükü, tüm günahı.
Gidişinin bir parçası olan her damla yaş, bir gün sel olup seni bulacak,
Kendi ateşini kendin yaktın, şimdi rüzgarınla savrulurken...
Bak yine bir şafak yaklaşıyor, ben bu şehirden sessizce gidiyorum,
Adını bile anmayacak kadar yorgun, bir o kadar da kırgınım.
Bu son çığlığım olsun sana, bu son haykırışım,
Güneş senin için doğmayı unuttuğu kara günde,
Eylül’ün hesabını verirken sende yanarsın.
Cemre Yaman
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.