13
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
170
Okunma
Eskiden...
Sana ulaşmak
güneşin yeryüzüne değmesi
kadar yakın...
Yazmak ise
bir an kadar...
Şimdi...
gün, gecenin içinde
masum bir bebek gibi
kendi beşiğinde
uykusuna terk...
Defterde bir sayfa açılır
bir mısra
yarım...
Denedim
tamamlamayı...
Gün...
bir düşten uyanırcasına
geceye çatar kaşını...
Elim uzanınca
mürekkep
yıldırım gibi düşer...
Kağıt
kenarlarından kavrulur,
ortasında mavi alev tutuşur...
Dokununca kalemim
harfler bozulur
ruhum sızı içinde
izini unutur...
Şimdi...
sana yazmak
sığ bir suda
okyanusu düşlemek...
Rüzgârın uğultusunda
sesimin kaybolması...
Güneş düşmeyen
küçük bir koruda
otların sararması...
Sen...
Gözlerinden mürekkep enjekte eden
bir kalem...
Bense
binlerce yıllık uykudan uyanan
bir yakıt...
Süzülünce
sayfaya gözlerin,
sanırsın söndürür
oysa
her damlası
kor halime değdikçe
daha çok kızar içim...
Bir metal gibi
suyla çatlayan...
Anlarım
bu yangın
sana değdiğim yerden...
Felaketim olur...
Turgay Kılıç
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.