1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
82
Okunma
Bir hastane koridoru…
duvarları beyaz değil, suskunlukla boyanmıştı.
Her kapının ardında başka bir acı, başka bir yarım kalmış hayat vardı.
Bekleyen gözlerde umutla korku aynı sandalyede oturuyordu.
Kimi dua ediyordu sessizce, kimi sadece tavana bakıp dağılmamaya çalışıyordu.
O koridorda zaman geçmez…
saatler işlemez, nefesler sayılır.
Bir doktorun kapıdan çıkışı ya bir ömrü geri verir,
ya da insanın içinden koca bir hayatı alıp götürür.
Orada kimse gerçekten güçlü değildir.
En sert adam bile başını öne eğer,
en suskun kadın bile gözyaşını içine akıtır.
Çünkü hastane koridorları, insanın en çaresiz halini tanır.
Ve bazen bir sedye geçer önünden…
bir ömür sessizce ardından yürür.
İşte o an anlarsın;
hayat dediğin şey,
bir kapının açılıp açılmaması kadar ince bir çizgidir.
O koridorda geceler daha ağır olur…
ışıklar sönmez ama umut bazen söner.
Sessizlik öyle derindir ki,
insan kendi kalbinin kırılışını bile duyar.
Bir annenin titreyen elleri vardır mesela,
dua ederken parmakları birbirine karışan…
Bir babanın yere düşen bakışları vardır,
“Ben güçlü olmalıyım” deyip içten içe dağılan…
Kardeşler susar,
çünkü bazı acıların dili yoktur.
Sevdiğin birinin adını doktorun ağzından duymak,
dünyanın en ağır cümlesidir.
Ve o kapı açıldığında…
ya yeniden nefes alırsın,
ya da ömrün boyunca eksik yaşayacağın bir hayata uyanırsın.
Hastane koridorları öğretir insana;
kim gerçekten yanında,
kim sadece iyi günlerin misafiriymiş.
Orada maskeler düşer,
geriye sadece acı ve gerçek kalır.
Bazı insanlar taburcu olur,
bazıları ise sadece anı olur…
ve geriye bir boş sandalye,
bir yarım dua,
bir de asla eskisi gibi atmayacak bir kalp kalır.
Sabaha karşı o koridor daha da sessizleşir…
çay bardakları soğur, gözler kızarır, umut yorulur.
İnsan orada yalnız beklemez;
kendi geçmişiyle, korkularıyla ve çaresizliğiyle de oturur yan yana.
Bir kapının önünde saatlerce bekleyenler bilir;
bazı dakikalar bir ömre bedeldir.
Telefon çalmaz, kimse konuşmaz,
çünkü herkes kötü haberi sessizlikten tanır.
Bir annenin “yavrum” deyişi yankılanır duvarda,
bir babanın titreyen omuzları gizlice çöker.
Ve insan ilk kez anlar;
bazı dualar dudakla değil,
paramparça olmuş bir kalple edilir.
Hastane koridorları vedaların provasını yapmaz…
bir anda alır sevdiğini elinden.
Ne son bir sarılma verir,
ne de yarım kalan cümleleri tamamlama şansı.
Sadece beyaz duvarlara çarpan bir sessizlik bırakır.
Ve sen o sessizliğin içinde
kendini, inancını, gücünü ve bazen çocukluğunu kaybedersin.
Çünkü bazı acılar büyütmez insanı…
bazı acılar sadece içindeki en güzel şeyleri öldürür.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.