11
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
194
Okunma
Çalar saat kabristanın
en tenha yerinden getirdi adını.
Ölmüştün...
Belki de hiç doğmadın,
mezar taşında okudum
harfleri karışmış maziyi.
Elbiseme sen bulaştı,
bedensizdim, her yerim aç.
Taşa dokunan neyse,
ben de oydum biraz.
Gidişine takıldı gözlerim.
Toprağın altı ile üstünde
hayata mekik dokuyanlar,
her gün aynı melodiyle
iyi şeyler mırıldanırlar.
Bugün hava güneşli, ne güzel.
Bak, şu en yüksekte uçan
büyük gagalı martı, benim.
Nasılsın?
Dünya gibiyim.
Tepemde yüzen bulutlara aldırma sen,
ben gölgede serinim.
Haydi kalk!
Bir mezar taşına sığdırdıklarını anlat,
çünkü ben en çok
sığdıramadıklarımdan elemliyim.
Kökü toprağa gizlenmiş
bir bitki kadar derin,
duygusal nöbetlerde
kuşlarla söyleşmekte dilim.
Kuşların ülkesi,
dalları titreten ıslık seslerinden kurulu.
Ne zaman yüzümü sürsem toprağına,
çıplaklığımı örtüyor sevdam...
ürkütüyor geçmiş apansız
sonsuz sandığım şimdiki zamanlar gibi
Bir mezar taşı anlatmaya yetmiyor,
avutmuyor kocaman dünya masalı.
Üstüm açık,
toprağa kapanmış taşları sayıyorum.
Kuşlar hiç susmuyor,
yürüyen adamları özlüyorum.
Sol taraflarında yürek taşıyan,
sevdam gittikçe taşıyor.
çalar saat
adını getiriyor
her defasında
yeniden doğuyorsun
29 Kasım 2012
Şule Meryem Canpolat Şimşek
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.