1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
Bir sen anlamadın beni, vefasız bir gölge gibi omzumdan süzüldün,
Bir de bu yalnız şehir… içimde pas tutmuş saatler gibi durdun.
Kalabalıkların uğultusunda sustum, dilim içime düğümlendi ağır ağır,
Adımı bile duymadı bu taş caddeler, ayak seslerim bile yarım yarım…
Bir kara gözlerin görmedi beni, kaderin kör aynasında kırıldım,
Oysa en çok seni sevdim ben, bir yangının en közlü yerinde savruldum…
Geceye anlattım içimde büyüyen seni, yıldızlar bile eğildi dinlerken,
Sabahlar yüzüme yabancı doğdu, uykularım bile benden giderken…
Bir ben kaldım kendimle baş başa, içimde çatlayan sessiz bir volkan,
Tutuklandı kalbim bakışlarınla, hükmü verildi suskun bir ferman…
Bir bakışın idam sehpası oldu aşkıma, ipi çekti gözlerin usulca,
Ne savunma kaldı dilimde, ne de bir af sığdı bu yaralı sonuca…
Her hece içimde kanayan bir iz, her kelime duvara çarpan taş,
Boynumda asılı kaldı hasretin, zamana karşı donmuş bir savaş…
Sen özgürce yürüdün uzaklara, ben ardında sürgün bir nefes kaldım,
Sessizliğin duvarlarında çarpıldım, kendi gölgeme bile daraldım…
Bir ömürlük sevdim seni, anlamadın; ateşi oyun sandın içimde,
Ben kalbime adını kazırken sen, geçer sanmıştın bu acı biçimde…
Geceyi sana böldüm, sabahı sana, her ışıkta adını çoğalttım,
Ben yandıkça kül oldum içimde, sen yalnızca uzaktan baktın…
Ne merhem oldun, ne de bir çare; kanadı içimde suskun bir şehir,
Sevdamın ipini sen çektin usulca, düştüm içime ağır ağır, derin…
Ve sonunda kıydın… bütün kâinatın şahit olduğu bu masum sevdaya,
Bir aşk değil, bir ömür çöktü içime, gömüldüm kendi karanlığıma…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.