1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
74
Okunma
İnanmak varsa bir hakikate gönülden,
İmanla mühürlenmişse kalbin her yanı,
Ne çetin yollar korkutur ne de karanlık geceler,
Bir nur düşer içimize, yakar bütün isyanı.
Bedel neyse, yazılmışsa alın yazımıza,
Sızlasa da yürek, eğilmez hak kapısında,
Her diken bir imtihan, her yara bir hikmet,
Sabırla yürürüz kaderin tam ortasında.
Ne fırtınalar kopar, ne dağlar çöker üstümüze,
Bir “ol” emriyle dağılan dertler var içimizde,
Biz biliriz ki her çile, bir kapının eşiği,
Ve her gözyaşı saklı bir duanın dili aslında.
Ya Rabbi…
Kahrın da hoş bize, lütfun da hoş,
Ateşinde yanmak da hoş, gülünde sarhoş,
Sen’den gelen her şey baş tacı, her şey sır,
Kul olmak dediğin, işte böyle bir duruş.
Ne varlığa seviniriz ne yokluğa darılırız,
Bir avuç nefese sığdırdık bütün arzumuzu,
Dünya dediğin gölgedir, geçer bir rüzgâr gibi,
Biz hakikatin peşinde unuttuk korkumuzu.
Bir secdeye sığdırdık bütün kırık yanlarımızı,
Bir “Âmin”de topladık dağılmış dualarımızı,
Ve öğrendik; en büyük zafer, boyun eğmektir,
Hakk’ın huzurunda eritmek benlik dağlarımızı.
Ey gönül, unutma!
İman dediğin, ateşten gömlek giymektir bazen,
Ve o gömlekle yürümektir dikenli yollardan,
Ama biliriz ki sonunda bir rahmet iner,
Ve sarar bütün yaraları en derin noktalardan.
İşte bu yüzden, ne gelirse kabulümüzdür,
Ne yazıldıysa alnımıza, o bizim yolumuzdur,
Biz razıyız her hâlimizle, her nefesimizle,
Çünkü biliriz: En güzel son, O’na varışımızdır.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.