1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma
Söyle, bu kaçıncı mevsim, kaçıncı yangın yüreğimde harmanlanan?
Sana giden yolları açmak için, önüme çıkan bütün engelleri kendi ellerimle ateşe verdim.
Zemheri ayazının orta yerinde, kimsesiz bir yolcu gibi titrerken sığındığım o tek derman, avuçlarıma dokunan o tek gerçek sensin.
Bu hayatın toz dumanı içinde, bu kahrolası hengamenin ortasında tek bir hakikat fısıldıyor ruhum:
Sen benimsin, ben seninim.
Öyle bir mühür vurduk ki biz bu sevdaya, hangi el söküp atabilir bu hükmü tenimizden?
Hangi talihsiz kaderin gücü yeter, alnımıza yazılmış bu derin yazıyı silmeye?
Biz seninle aynı sokağın o kör çıkmazında yorulduk; aynı yağmurun altında iliklerimize kadar ıslandık, aynı kederin imbiğinde yoğrulduk.
Şimdi isterse bütün dünya sırtını dönsün, isterse kıyamet kopsun, ne çıkar?
Gözlerimin o en kuytu, o en derin sükunetinde yankılanan tek ses budur:
Sen benimsin, ben seninim.
Sıcak bir ekmeği böler gibi böldük ömrü ikiye; yarısı senin kahrın oldu, yarısı benim bitmek bilmez sevdam...
Uykusuz gecelerin labirentinden, o engebeli yolların tozundan süzülüp geldik bugünlere.
Yorulduk, hırpalandık ama yıkılmadık; hiçbir zorbalığa, hiçbir haksızlığa boyun eğmedik asla.
Şimdi her şiirimde sızlayan bir mısra, her şarkımda titreyen bir nota gibisin.
Ciğerime çektiğim nefes gibi, damarımda dolaşan o deli kan gibi:
Sen benimsin, ben seninim.
Varsın dökülsün sonbaharın son yaprakları, varsın birer birer kapansın yüzümüze bütün kapılar...
Ben seninle bir lokma ekmeği, bin yıllık bir sabırla bölüşmeye yeminliyim.
Yüzümdeki her çizgi senin bıraktığın bir iz, kalbimdeki her vuruş senin sesinin yankısıdır.
Yollarımıza karlar yağsa da biz kendi güneşimizin sıcaklığında ısınırız.
Hangi yasak ayırabilir, hangi köhne töre yıkabilir bu koca sevdayı?
Yedi düvel üstümüze gelse, tek bir sözün siperinde dimdik dururuz:
Sen benimsin, ben seninim.
Ne paranın pullun hükmü geçer bu dergâhta, ne de zamanın o acımasız dişleri...
Biz bu sevdayı kör kuyularda, tırnaklarımızla toprağı kazıyarak büyüttük.
Sen benim sönmeyen ferim, ben senin sarsılmaz gölgenim.
Hangi rüzgâr savurabilir kökleri birbirine dolanmış bu iki çınar gövdesini?
Ölüm bile gelse kapıya, onu yüzümüzde vakurlu bir tebessümle karşılarız; çünkü biliriz ki o son nefesin eşiğinde bile:
Sen benimsin, ben seninim.
Eğer bir gün çıkıp da sorarlarsa "Kim bu garip yolcu?" diye; adını vermem, seni ruhumun en kuytu hücresinde saklarım. Bizimkisi kuru bir sahipleniş değil, bir varoluş kavgasıdır...
Sen bendeki o hiç dinmeyen sızı, ben sendeki o bitmez duasın.
Yeminim olsun ki bu beden kara toprağın bağrına düşene dek; vazgeçmek yok, dönmek yok, teslim olmak asla yok!
Sen benimsin, ben seninim.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.